SEMA NUR KURT
Görüntülenme: 1681

SEMA NUR KURT

KENT GÖNÜLLÜSÜ


Söyleşiyi Yapan: Senem Yıldırım
Yer: Antalya Kent Konseyi
Tarih: 01.10.2015

Galeri

Söyleşi

Sizi tanımakla başlayalım
Ben Semanur Kurt, 47 yaşındayım. Alanya’da doğdum Gazipaşa’da büyüdüm. Çocukluğum Alanya’da geçti. Anadolu Üniversitesi İşletme Bölümü mezunuyum. Akdeniz Üniversitesi’nde Kamu Hukuku yüksek lisansı yaptım.  1989 yılından sonra çeşitli kurumlarda görev aldım. Bir süre büyükşehir belediyesinde çalıştım. Kültür merkezinde çalıştım. 1995 yılından bu yana STK’ların içinde aktif rol aldım. Birçok derneğin yönetim kurulunda ve kuruculuğunda bulundum. 1997 yılında Antalya Kent Konseyine üye olarak katıldım. 1999’da genel sekreterliğine seçildim konseyin. O zamanlar seçimle yapılıyordu bunlar. 2011 yılından beri iki dönemdir Kent Konseyinin başkanıyım. Çok keyifli bir çalışma yapıyoruz. Bu kenti tanıma, her aşamayı görme adına büyük şans. Üniversitede öğrendiğimden çok daha fazlasını öğrendim, farklı bir boyutta yetiştim burada.

Antalya Kent Konseyi hakkında bize bilgi verir misiniz?
Kent Konseyi ne bir vakıf ne bir dernektir. Bu kentin tek ortak akıl platformudur. 5363 sayılı yasanın 76. Maddesinde tanımlanmıştır. Bu yasa ve yönetmelik yeterli değil. Bunun gelişmesi için çalışmalar içerisindeyiz. Şehrin kamu kuruluşlarını, STK’ları, üniversiteyi kapsayan şemsiye bir yapıdayız. Kentteki yerel demokrasinin gelişmesi açısından oldukça önemli bir yapı burası. Kentlilik bilincinin gelişmesini hedefliyoruz. Kentin yönetiminde, karar aşamalarında kentlilerin söz sahibi olmasını istiyoruz. Gizlilik kültürünün ortadan kalkması demek, şeffaflaşmak demektir. Türkiye’de demokratikleşe adına yürütülen en uzun soluklu oluşumlardan biridir kent konseyi. 1997’den beri Türkiye’de demokratikleşme adına çalışma yapılıyor. Diğer şehirlerde de yapmayı denediler ama olmadı. Siyasilerin baskısında uzak ve bağımsız olduğu zaman amacına ulaşacaktır bu yapılar. Antalya kent konseyinin böyle bir sıkıntısı olmadı. Başarı buradan geliyor. Kentin sorunlarına göre hazırlanmış çeşitli çalışma guruplarımız var. Eğitim, sağlık, turizm, ekonomi gibi 13 başlık var. Bunu dışında meclislerimiz var. Kadın meclisi, genç meclisi, engelliler meclisi gibi. Bu meclislerin çalışma gurupları var. Kentteki tüm yaşam alanlarını kapsayan bir şemsiye yapıdayız. Geleceği birlikte planlama, bugünün kaynaklarını yarını ipotek altına almadan kullanma, kaynakların sürdürülebilir kullanımına çok önem veriyoruz.

Bir bütçesi var mı konseyin?
Bir bütçesi yok. Zaten kent konseyinin yalnızca güncel ihtiyaçlarını karşılanmasından yanayız. Burada bir para yönetilmesini istemeyiz, gönüllülük esasına göre çalışıyoruz. Yerel halkın gönüllü çalıştığı tek yer burasıdır. Üyelerimiz kırtasiye malzemesi yardımı yapıyor, belediyelerden destek alıyoruz. Burada gönüllü olarak çalışan insanlar var. Burası şehrin en demokratik ve çalışma alanlarının genişliği açısından en büyük platformu.

En büyük başarısı ne oldu kent konseyinin?
En önemlisi kentteki farklı kimlikten insanların bir araya gelerek kentteki ortak sorunları çözmek adına tartışma geleneğinin başlatılmasıdır. Bu çok önemlidir. Eskiden burada farklı fikirlerden insanlar yan yana geldiklerinde elektriklenmeler oluyordu. Karşılıklı kavgaya varan fikir çatışması, siyasi çatışmalar vardı. Daha sonra bunlar aşıldı. İnsanlar siyasi kimliğini kapı dışarı bırakıp kentli kimliğiyle katıldıktan sonra bu farklılıklara takılmadan kentin ortak sorunları adına ortak fikir yürütmeye başladılar. Demokrasi açısından bu çok önemli bir katkıdır kentimize. Bunların dışında kent konseyinin Antalya’ya kazandırdığı çok önemli projeleri var. Antalya Kent Müzesi, biyolojik arıtma, Al Yazma Anıtı, vakıf zeytinliğinin doğal sit ilan edilmesi gibi projeleri var.

Al Yazma anıtının öyküsünü bir de sizden dinlesek
8 Mart 2010’da yaptığımız toplantıda kadın kuruluşlarıyla aldığımız ortak karardı bu. Bu kararın hayata geçmesi için kampanyalar düzenlendi. Halkın katkısı sağlandı anıta. Kentlilerin “Ben de varım” demesi, böyle bir sorunla baş etmeye gönüllü olması ve küçük de olsa maddi destek vermesi önemliydi.  Daha sonra belediyelerden destek istendi. Muratpaşa Belediyesi maddi destek verdi ve anıt açıldı. Bu anıtı en başta belli sektörlere kabullendirmek çok kolay olmadı. “Antalya’ya bu anıt yakışmaz” diyen bir kesim oluştu. Bu gibi sorunları halının altına süpürmemeliyiz, görünür kılmalıyız. Bu sorunla baş edebilmek için toplumu daha çok bilgilendirmeliyiz. Bu anıtın Antalya’ya yapılmasının temel nedeni aslında bir insan hakkı ihlalinin önlenmesine öncü kent kimliği oluşturmaktı. Lafla kadın dostu kent olmuyorsunuz. Biz bu anıtla dünya insanına diyoruz ki “Kadına yönelik şiddet her gün artıyor, bu dünyanın ortak sorunu ve bunula baş edebilmek için Antalya bir simge anıt oluşturdu. Gelin bununla hep birlikte mücadele edelim”. Antalya’ya gelen yabancı misafirlere de insan haklarına duyarlı kent imajı vermiş oluyorsunuz. Anıt bu açıdan hiç değerlendirilmedi. Turizm kentine bu yakışmaz tartışması yapıldı. Ancak günümüzde kadına yönelik şiddetle mücadele artıyor, farkındalık artıyor. Bu anıtın yapımına karşı olan insanları görmezden de gelmedik karşı da çıkmadık. Onlara durumu izah ettik. Bu anıtın Antalya’da olması bu kentin kadına yönelik şiddetle mücadele eden şehir olduğu anlamına geliyor. Kadın dostu kent oluşturmak için bir adımdır bu dedik.

Nasıl geri dönüşler aldınız anıt yapıldıktan sonra?
Türkiye çapında kızını kaybetmiş aileler gelip kızlarının isimlerini aradı anıtta. Benim kızımın ismi niye yok diye sitemde bulunanlar oldu. Anıttaki isimler katledilen tüm kadınları temsil eden isimler. Gözyaşlarıyla o anıtta kendi yakınlarının ismini arayan insanlar var. Ne kadar büyük anıt yapsanız tüm isimleri sığdırmaya yine de yetmez maalesef. Bizim kadına yönelik şiddet sorununu çözmemiz gerekiyor. Kadın ne kocasının ne babasının ne oğlan kardeşinin ne ağabeyinin malı veya eşyası asla değildir. Onun koruması altında değildir. Kendi hakları, bilinci ve iradesi olan bir insandır kadın. Bu bilince varmamız gerekiyor. Kadının insan haklarının ihlal edilmemesi için ve ihlal edildiğinde caydırıcı cezai yaptırımlar oluşması için eğitim çok önemli. Eğitimin her aşamasında bu bilinç verilmelidir. Bana göre üniversite sınavlarında matematik ve Türkçe kadar insan hakları dersi de önemlidir. Eğitim sistemimiz buna göre düzenlenmeli.

Kent konseyi toplantılarına katılanların ne kadarı kadın?
Yarı yarıya olduğunu söyleyemem. Oranlara baktığımızda erkek sayısı daha fazladır. Kentteki STK’larda ne kadar kadın ağırlığı varsa buraya da o yansıyor. Yani kentteki örgütlü dokunun bir göstergesi bu. Buradaki yapı temsilcilerden oluşmaktadır. Bu nedenle kadınların daha çok örgütlenmesi gerekir. Örgütlü topluluklarda daha çok rol alması gerekir ki buralara da temsilci göndersinler. Biz istiyoruz ki çok güçlü kadın kuruluşları olsun. Bu kentteki kadın örgütlerinin sayısı yetersiz.

Eskiye oranla bir değişme var mı konuda?
Evet, kadın sayısı her alanda giderek artıyor. Özellikle kamu kurumlarının temsili bazında kadın sayısında artış var. Eskiden kadınlara ve erkeklere özgü meslek tanımı daha çoktu. Şimdi bu değişiyor. Kadınları her meslekte görebiliyoruz. Kadının görünürlüğü bu şekilde giderek artacaktır.
 
Bir kadın olarak Antalya’da yaşamaktan mutlu musunuz?
Ben Antalya’yı çok seviyorum. Çok yeri gördükten sonra dünyanın en güzel yeri Antalya diyorum. Böyle güzel bir kentte yaşamanın da belli sorumlulukları var.

Antalya’da sizce kadınlara yönelik ne gibi hizmetler yapılabilir?
Kadınların hayatını kolaylaştırma adına o kadar hizmete ihtiyaç var ki. Çalışan kadının işinin kolaylaştırılması lazım. Kadınların kadın olmasından dolayı yaşadıkları bir takım sorunların ortadan kalkması gerekiyor. Hamilelik nedeniyle işe alınmamaların önlenmesi lazım. İşverenlerin “Doğuracak mısınız?” diye sorması çok çirkin bir durum. Bu kadının en doğal hakkıdır. İş yerlerinin daha insan hakları odaklı olması gerekiyor. Kadınlara hakları verilmeli bu anlamda. Kadınlar gece gündüz istedikleri zaman taciz edilmeden sokağa çıkabilmeli. Kendi ailesi içinde korkmadan düşüncelerini ifade edebilen kadınlar olmalı. Çünkü kadının sorunu aile içinden iş ortamına kadar devam ediyor. Evlenip evlenemeyeceğine ya da kiminle evleneceğine, doğurup doğurmayacağına kendi karar verebilen kadınlar olmalı. Kent, tüm sosyal donatı alanlarını kullanımda sorunsuz olmalı. Kat edeceğimiz çok yol var ama bilinçlenme giderek artıyor.

Gelecekten umutlusunuz
Evet umutluyum. Hiç umulmadık yerlerden bu konuda destek geliyor. Mesela ben ATAV’ı tebrik ediyorum kadın müzesi girişiminden dolayı. Bu konuda örnekleri çoğaltabiliriz. Bu sorunu işaret etmek oldukça önemlidir.

Antalya’da kadınlarının yaşamı diğer şehirlerimize göre daha rahat diyebilir miyiz sizce?
Antalya Türkiye’nin bir yansıması. Kent merkezi ve kırsalı düşündüğünüzde ülke çapında yaşanan kadın sorunlarını görebilirsiniz. Antalya Türkiye’dir. Antalya’nın birkaç görünen yüzü var. Biz iyi gözüken yüzünü çok fazla görüyoruz. Esas fazla göremediğimiz arka taraftaki yüzlerinde daha farklı bir yaşam var. Üretilen hizmetten kent adaletli bir şekilde yararlanamıyor. Kıyı bandındaki hizmetten kırsaldaki, köydeki, gecekondu mahallesindeki insanlar yararlanamıyor. Bugün Antalya’da oturup denizi görmemiş çocuklarımız var. Antalya’da fırsat eşitliği yaratılması gerekiyor.

Antalya kent merkezindeki kadınlar sosyalleşme adına ne gibi faaliyetlerde bulunuyorlar?
Belediyenin açmış olduğu kurslara yoğun olarak kadınlar katılıyor. Spor faaliyetleri, yürüyüşler vb. etkinliklerde kadınlar erkeklere göre daha aktif diyebiliriz. Tiyatroda sinemada gördüğüm kadın sayısı da oldukça fazla. Bu fırsat yoktu eskiden. Sosyal belediyecilik iyi oldu bu açıdan. Kadınların ayağına kadar bazı hizmetler gidiyor. Kepez’deki kadını Konyaaltı caddesindeki bir kursa getiremezsiniz. Verdiğiniz hizmetin ulaşılabilir olması lazım. Bu anlamda artık insanların bulunduğu çoğu noktaya bu hizmetler gidiyor. Hizmet arttıkça talep de artıyor. Kadınlar aslında çok hevesli ve açıklar. Eskiden olanaklar daha kısıtlıydı.

Kent konseyinin kent sorunları hakkındaki çalışmalarında kadınların ilgisi ne ölçüde?
Kadınlar çevre ve doğa konularında erkeklerden daha ilgili. Esas örgütsüz kesimin ilgisini çekmek önemli o konuda. Bu nedenle biz mahallelerde toplantılar düzenliyoruz çünkü toplumun her kesimi örgütlü değil.

Antalya kadın müzesi hakkında ne düşünüyorsunuz?
Bu oldukça önemli bir çalışma. Dünyanın üstesinden gelmeye çalıştığı kadın sorununu gündeme almakla birlikte kadının görünürlüğü artırmak adına çok önemli. Kent belleğine kadını yeniden kazandırıyorsunuz. Kadının geçmişten bugüne rolü, etkisi gösterildiği gibi gelecekte kadının güçlenmesi için de önemli bir çalışma. Ben oldukça önemsiyorum ve her türlü desteği vermeye de hazırım. Geçmişten bugüne Antalya kent belleğinde birkaç öne çıkan kadın siyasinin dışında kadınlar görünür değil. Aslında kentte çok güçlü bir kadın kimliği var, bunun görünür kılınması gerekiyor. Bu çalışma, kenti tanıma ve tanıtma adına da çok önemli. Kadınların cesaretlenmesi için katkı sağlayacağını düşünüyorum. İnsanlar böyle oluşumlardan uzak durmasın. Bir takım entelektüel insanın işiymiş gibi düşünmesinler bunları. Bu toplumdaki sorunlar herkesin yarası. Sorumluluk almak için kadın çalışmalarının yapıldığı kadın müzesi gibi oluşumlara katkı vermeleri gerekiyor kentlilerin. Görmediğimiz kadınların görünür kılınmasında kadın müzesi çok önemli bir role sahip.

Kent konseyinin kadın meclisi hakkında bilgi verir misiniz?
Bizim kadın meclisimiz 1998 yılında kuruldu ve kent konseyinin en aktif meclislerinden biridir. Orada da kadın sorunlarını konuşuyoruz. Tüm STK ve siyasi partilerden ve meslek odalarından kadın temsilciler var mecliste. Bilinçlenme çalışmaları yapıyoruz. Bunun için toplumun tüm bireylerine iş düşüyor. Örneğin şiddet yalnızca kadının sorunu değil, toplumun sorunu. Eğitim sistemimizde bu konuda köklü değişiklik gerekiyor. Eğitime anne karnında başlamak zorundayız. Kadın meclisinde semt pazarlarında haftada bir gün kadın emeği pazarlarının kurulması kararı alındı. Siyasette kadınların görünürlüğünü artırmak için çalışmalar yapıldı. Kadın kotaları önerildi. Kota kelimesi çok güzel değil ama en azından bu kadar kadın olsun diye yapılan bir çalışma. Kadın adayların güçlenmesi için kadın meclisi çok çalışma yapıyor, eğitimler veriyor. Geçmiş yıllarda da kadın sorunu ile ilgili çalışmalar yapıldı. Mesela 2002 yılında Antalya’da kadınlar tüm örgütlü kadın oluşumlarıyla birlikte Bakırtepe’ye çıkıp dağ eylemi yaptı. Kadın hareketinde önemli yeri olan bir eylemdir. Yasadaki evlilikte mal eşitliği kısmı kadınların bu eylemi sayesinde çıktı. O gün mecliste görüşülmekte olan yasa, kadınların bu eylemiyle değişti. Bu çok büyük bir kazanım.

Antalya’nın en büyük çevre sorunları sizce nelerdir?
En başta bir görsel kirlilik var. Tabela kirliliği, çatılardaki kirlilik büyük bir sorun. Bunun dışında şehrin her yerinin istedikleri gibi kazılabilmesi bir sorun. Taş ocakları büyük bir sorun. Taş ocaklarına karşı değiliz ama kentin ekolojisine zarar vermemeli ocaklar. Kentin doğal kaynaklarının kullanılmasından yanayım ama insanların en temel hakkı olan suyu HES’lerle onların elinden almak ve bunu gizli kaçak yapmak yanlıştır. Denetimsiz HES’leri asla desteklemiyoruz. Kaynakları doğru ve yerinde kullanmalıyız.

Antalya Kent konseyi diğer şehirlere örnek oldu mu?
Evet, diğer şehirlere örnek olduk. Antalya bu konuda çok önde, bizi örnek alarak konsey oluşturan şehirler oldu. Her yerin kendi iç dinamiklerine göre yapısal farklılıkları var. En önemli konu kent konseylerinin birilerinin arka bahçesi haline gelmemesidir. Özgür bir şekilde gündemini belirleyebilen yapılar olmalı. Belediyelerin güdümünden çıkması gerekiyor. Bunu mesela İstanbul yapamadı. Antalya’nın bu konuda farklı bir yapısı var. Kent konseyinden çıkan kararları belediyelerin çok dikkate alması gerekiyor.

Çalışmalarınızda sizi destekleyenler var mı?
Ben gücümü üyelerimizden alıyorum. Mükemmel bir dayanışma var. Zaten o güç olmasa burada bu çalışmayı yürütemezsiniz. Kentlilerle büyük bir dayanışma içindeyiz. Ben seçilerek bu göreve geldim, gönüllü olarak yapıyorum bu görevi ve maaş almıyorum. Yeri geliyor bir fiil tam mesai yapıyorum aylarca. İnsanların şevkini görünce çalışmak kolaylaşıyor.
 
Gelecekte kent konseyini ve Antalya’yı nerede görmek istersiniz?
Gelecekte daha gelişmiş yasa ve yönetmeliklerle bu yapının güçlendiğini görmek isterim. Sistematik biçimde yerel yönetimlerin buralardan beslenmesini isterim. Yönetim algısının ve halkın daha güçlü olduğu bir gelecek dilerim. Aslında halk açık sorumluluk almaya ve duyarlılık giderek artıyor. Umarım Antalya obez bir şehir olmaz. Sağlıklı büyüme ve gelişme olsun ve fırsat eşitliği olsun kentimizde.

Genç kadınlara ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz?
Tuttuğunuzu koparın, kendinizi geliştirin ve cesaretli olun diyorum. Cesaret için de bilgi ve becerilerini geliştirmek çok önemli. Güçlü kadınlar olalım, kız çocuklarımıza fırsat eşitliği tanıyalım. Sadece yarım avuç insanın kadın sorunlarını konuştuğu değil, aksine herkesin bunu ortak sorun olarak kabul ettiği bir ortam olması gerekiyor. Bu konuda hepimiz üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmeliyiz. Ancak bu şekilde güçlü toplum oluruz. Ayrıca namus, gurur gibi kavramlar herkesin kendine aittir. Kimse kimsenin bekçisi değildir. İnsanlar bu değerleri kendileri için taşır. Bu nedenle haklarımı çok iyi bilmeliyim. Kadınlar haklarını çok iyi bilmeli, kullanabilmeli ve nasıl kullanabileceklerini araştırmalı.

Kadınların politikaya katılımı konusunda ne söylemek istersiniz?
Kadınlar kesinlikle politikaya daha çok girmelidir. Politikaya girecek kadın önce kendini yetiştirmelidir diyeceğim ama kendini yetiştirmeyen erkekler politikaya giriyor. Erkeklerin politikaya nasıl gireceği, hangi şartları karşılamaları gerektiği sorgulanmazken kadınlarda bunlar çok sorgulanıyor. Ben bu durumu yadırgıyorum. Siyasi nitelik, nitelik olarak sorgulanmalı ve kadın erkek ayrımı yapılmamalı. Eğer politikaya atılacak kadınlarda çok yüksek nitelikleri şart koşuyorsanız niteliksiz erkekleri parlamentoya göndermeyeceksiniz. Bu anlamda kadın kotası bir zorunluluk bizde ama bu kotayı yerine getiren de olmuyor. 
SEMA NUR KURT