EBRU MANAVOĞLU
Görüntülenme: 148

EBRU MANAVOĞLU

EVDE, OFİSTE, KENTTE BAŞARILI BİR PLANCI
Söyleşiyi Yapan: Yeliz Gül Ege
Yer: Şehir Plancıları Odası Antalya Şubesi
Tarih: 10.10.2017

Galeri

Söyleşi

Ebru Manavoğlu, Şehir Plancıları Odası Antalya Şube Başkanı. Ebrunun kız çocukluğu ile çok ilgileniyorum. Bütün söyleşi yaptığım insanların ilk sorduğum şeyi, sorusu bu açıkçası. Neden, çünkü çocukluğumuz aslında birçok şeyin temelinin atıldığı ya da belki bozulduğu dönem. Ve kız çocuğu olarak Ebru nerede doğdu ve nasıl bir çocukluk geçirdi?
Antalya’lıyım, İlk – Orta - Lise eğitimimi Antalya’da tamamladım. İlkokulu Antalya Dumlupınar İlkokulunda okudum. Dumlupınar İlkokulu tarihi Kaleiçinde bulunan Antalya’nın en eski okullarından biridir. Dolayısıyla ilkokul yıllarım Kaleiçi ve Karaalioğlu parkında geçti.  Kent merkezi nüfusunun 280.000 dolaylarında olduğu 1980 Antalyasında henüz kentleşme yeni yeni başlarken, şimdiki binaların yapılmadığı arazilerde sarı papatyaların kapladığı arsalarda koşturarak,  dut ağaçlarımızdan dut toplayarak, portakal bahçeleriyle dolu bahçelerimizde oyunlar oynayarak, falezlerden denize girerek güzel bir çocukluk geçirdim. Genellikle sokaklarda mahalle kültürü ile büyüdük. Mahalle arkadaşlarımızla top oynama, sek sek, ip atlama v.b. oyunlar oynardık. Çocukluğumuzu doya doya geçirdiğimiz dönemlerdi onlar. Güzel zamanlarımız geçti. Çocukluk arkadaşlarımızla dostluklarımız hala devam ediyor.

Kız çocuğa bakış açısı nasıldı o dönem?
Yani ben öyle çok bir farklılık hissetmedim hayatım boyunca. Çocukluğumda da öyle, gençliğimde de öyle.

Özellikle ailenden yana böyle bir ayrım görmedin?
Ailemden yana hiçbir ayrım görmedim. Bir abim var. Her zaman için eşit koşullarda yetiştirildik ve eşit olarak davranıldı bizlere. Ailemden de öyle gördüm, çevremden de öyle gördüm. Herhangi bir problem yansıyacak birşey hissetmedim. Her zaman olduğu gibi çocukluğumuzda da erkek arkadaşlarımız da vardı, kız arkadaşlarımız da vardı. Hatırladığım kadarıyla öyle cinsiyet olarak bir ayrım veya herhangi bir zorluk ve problemle karşılaşmadım.

Peki, Antalyadan üniversite için mi ilk ayrılış oldu?
Evet. Antalya Anadolu Lisesi mezunuyum. 1992 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama bölümünü kazandım. 1996 Yılında da Şehir Plancısı olarak mezun oldum. Çok istediğim bir bölümdü, birinci tercihimdi Şehir ve Bölge Planlama bölümü. Şehirlerin nasıl geliştiklerini, planlandıklarını, yaşam ve kültürlerini hep merak ettim. Gezmeyi sevmem, yeni yerler keşfetmeyi, yeni insanlarla tanışmayı sevmem de buradan geliyor.

Merak ediyorum yani tam olarak sormak istediğim şeyi söylüyorsun. Ama bu nasıl oluştu? Yani bir çocuk bilincinde, gençlikte hani bilgisayar mühendisi olmayı isteyebilirsin, doktor olmayı isteyebilirsin, inşaat mühendisi olmayı bile isteyebilirsin ama şehir plancısı olmayı nasıl istedin? Yani biri var mıydı örnek?  
Şehir planlama mesleğini tanımam o mesleğe olan ilgimi ve merakımı arttırdı. Şehir planlama mesleğinin konusu en genel anlamda, ülke düzeyinden yerel ölçeğe kadar her türlü yerleşmede fiziksel, mekansal gelişmelerin bir plan, düzen çerçevesinde biçimlenmesine katkıda bulunmaktır. Çevremde o mesleği yapan büyüklerim vardı onlarla konuşmam mesleğin eğitimi ve iş olanakları hakkında bilgi sahibi olmamı sağladı. Oradan ilk kıvılcımları oluştu. Şehir Plancısı olarak analitik düşünme kabiliyeti, çok yönlü bakış açısına sahip olma ve farklı meslek disiplinleriyle çalışma imkanı ilgimi çekti. Daha sonra abimin de harita mühendisliği meslek seçimi, iki disiplinin birbirleri ile ilişkili olması meslek seçimimde etkili oldu.

Anne, babanın mesleği ne?
Annem ev hanımı, babam ziraat mühendisi.  Şehirlere karşı küçüklüğümden beri ilgim ve merakım vardır. Gezmek, görmek, keşfetmek, şehirlerin sokaklarında dolaşmak, yaşam mekan alanlarını tanımak hep ilgimi çekmiştir. Mesela küçükken çocukluk arkadaşlarımla kentin farklı sokaklarını gezmeye çıkardık hep farklı yerler keşfetmek bizi mutlu ederdi. Bir alana girdiğim zaman algım çok yüksektir. Her zaman için oradaki iyi şeyleri farkederim veya olumsuz şeyleri “Neden bunu bu şekilde düzeltmiyorlar?” diye oradaki kişilerle sorunlarla ilgili sohbet ederim. Üniversiteden mezun olduktan sonra en çok istediğim şey üniversite yıllarında teoride birçok bilgi ve eğitimini aldığım şehirlere gitmek ve oraları tanımak istemem oldu. İlk önce kendi ülkemi tanımak istedim. Üniversite arkadaslarımla İstanbul’dan başlayan, Karadenizle devam eden, Güneydoğu Anadolu’dan Akdeniz’e inen ve Kaş’da sonlardığımız bir teknik gezi düzenledik.  İlk yurtdışı seyahatim Roma kentine olmuştu annemle birlikte. Hiç unutamadığım seyahatlerden bir tanesidir, çok keyifliydi, çok güzeldi. Şehirlerin   nasıl planlandığı, şehirlerin geçmişten günümüze gelişimini öğrenmek, sorunlara çözümler üretmek hep ilgi alanımı oluşturuyordu. Mesleğimin de şehir plancısı olması benim için büyük şans oldu açıkçası.

Eşinin de
Eşim serbest çalışıyor.

Üniversiteden sonra direk buraya dönüş ve mesleğe başlayış mı oldu? Yoksa İstanbulda birtakım çalışmalar içerisinde oldunuz mu?
İstanbul tabii çok güzel bir şehir hatta bizim mesleğimiz açısından da herşeyi barındıran; iyi örnekleri de kötü örnekleri de içerisinde barındıran önemli bir örnek İstanbul. İstanbul’da öğrenim görmek şehir planlama açısından da bir ayrıcalık. İstanbul Teknik Üniversitesindeki hocalarımla bire bir projelerde çalışarak, çeşitli belediyelerde ve özel bürolarda da staj olanakları bularak, bazı dönemlerde serbest şehir planlama bürolarında şehir planlama projelerinde aktif olarak da çalışarak mesleğimi daha da iyi duruma getimek için gayret sarfettim. Üniversiteden mezun olduktan sonra İstanbul’da kalmayı tercih etmedim. Her zaman için İstanbul benim için sadece bir okuma, öğrenme ve şehirciliği keşfetme yeriydi. Ama benim döneceğim yer Antalya idi. Antalya sevgisi, Antalya’ya hizmet etmek, Antalya’da çalışmak arzusu içerisindeydim. Yurt dışı olanakları o süre içerisinde çok mümkün olmadı onun için kentime döndüm. Antalya’ya döndüm. Burada özel bürolarda çalıştım mesleğimle ilgili deneyim sahibi oldum. Daha sonra da kendi ofisimi kurdum. 1997 Yılında ailemin desteğiyle Ebru Manavoğlu Şehir Planlama bürosunu kurdum ve çalışmalarıma günümüzde de devam etmekteyim. Belediyede staj yaptığım dönemlerden itibaren kendi iş yerimi kurma arzusu oluşmuştu bende. Annem ve babam da bunu desteklediler. İlk dönemlerde çok faal bir şekilde çalışmalarıma başladım. O dönem aynı zamanda Şehir Plancıları Odası Antalya Şubesinin kurulduğu yıllardı. Şubenin kuruluş çalışmalarında ilk yönetim kurulunda yer aldım. Hem ofis çalışmalarım hem Şehir Plancıları Odası yönetim kurulundaki çalışmalarım birlikte yürüdü. Üniversiteden mezun olduktan sonra ilk işim şehir plancıları odasına kaydımı yaptırmak olmuştu. 

Zorunlu mu peki sizin meslekte?
Hayır, zorunlu değil. Ama ben hem iş olanaklarına bakmayı hem de oradaki meslektaşlarımla tanışmak arzusuyla,  Antalya’ya geldiğimde ilk fırsatta odaya üye oldum.

Anladım, zorunlu mu diye soruşum o zaten. Yani senin bu konudaki çaban ve gönüllü oluşun ön planda yani zorunlu bir durum yok aslında. Olmayadabilirsin ama sen seviyorsun.
Evet, Serbest şehir planlama bürosu kurduktan sonra biraz daha mecburiyet var ama ben odaya gittiğimde daha henüz yeni mezun olmuştum,  gerçekten o çalışma arzumu ve isteğimi gören o zamanki oda başkanımız Sayın Orhan Ermergen bana çok destek olmuştur.

Kadın var mıydı o dönem odada?
Tabi vardı. Bizim odamız o bakımdan şanslı odalardan bir tanesi.

Belki mesleği tercih eden kadın çok olduğu için mi?
Şehir plancılığı mesleğini tercih eden çok fazla kadın var. Günümüzde Şehir Plancıları Odası Antalya Şubesine kayıtlı 174 üyemizden 96‘sı kadın üyemizden oluşuyor. Bu oran %55 civarında. Ayrıca odamıza üye olmayıp çalışan kadın meslektaşlarımızda var. Birçok kadın şehir plancısı üyemiz belediyelerimizde, kamu kurum ve kuruluşlarımızda aktif olarak çalışmakta. Günümüzde yönetici konumunda çalışan kadın meslektaşlarımız da var. Büyükşehir Belediyesi Planlama ve Ulaşım Şube Müdürlerimiz, Muratpaşa Belediyesi Planlama Şube Müdürümüz, Koruma Kurulu Bölge Müdürümüz, Akdeniz Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlama bölüm başkanımız kadın, aynı zamanda Çevre ve Şehircilik bakanlığında müdür olarak çalışan kadın mesleştaşlarımız da var. Kadın üye bakımından diğer bir çok odaya göre oldukça yüksek bir oranımız var. O bakımdan da şanslı odalardan bir tanesiyiz. Bana da çok büyük destek oldular kadın üyelerimiz.

İlk kadın başkanınız kim?
Nimet Sırcan ilk kadın Şube başkanımız.

Siz de başkanlık dönemsel mi? Yoksa uzun süre yapılıyor mu?
Bizim odamızda 7 kişilik asil ve 7 kişilik yedek üyeden oluşan yönetim kurullarımız 2 yıllık seçimlerle geliyor. Asil yönetim kurulu başkanı seçiyor. Bu sene aynı zamanda Şehir Plancıları Odası Antalya Şubesi kuruluşunun 20.yılını kutluyoruz. Bu sene benim de meslekte 20.yılım. Mesleğimin 20. Yılında meslektaşlarımın desteğiyle oda başkanı olarak seçilmem benim için ayrı bir onur ve anlam taşıyor.   

Peki, çalışma azmi, isteği, mesleki beceri ayrı birşey. Tamam mı? Ama sivil toplum örgütlerinde çalışmak, oraya ait olmak, özveride bulunmak, gönüllü olmak bunların hepsi ikinci bir ayrı birşey. Dolayısıyla ben şunu merak ediyorum. Sen bu girişimciliği, sosyal girişimciliği kimden örnek aldın? Yani var mı örnek aldığın biri?
Üniversite yıllarından itibaren mesleğimde hep en iyiyi en doğruyu arama ve araştırma çabası içerisinde bulundum. Üniversite yıllarımda kütüphanelerde saatlerce araştırma yaparak, okuyarak geçirirdim. Üniversiteden sonra peyzaj mimarlığı meslek disiplininde yüksek lisans ve doktora çalışmalarında bulunmam hep o öğrenme çabamın hiç bitmemesinden kaynaklanıyor. Kendimi geliştirmek ve öğrenme çabam hala devam ediyor.  Çok fazla kişiyle sohbet ederek herkesten birşeyler almak... Çevremdeki kişilerin iyi yanları her zaman benim için ilham kaynağı olmuştur. Mesela seninle tanıştıktan sonra bile o enerjinden ilham alıyorum ve çalışma azmin bana ilham veriyor. Yani çok memnun oluyorum etrafımda olumlu, bilgi alışverişinde bulunacağım ve bir şeyler üreteceğim insanlarla çalışmaktan onlarla vakit geçirmekten memnuniyet duyuyorum. Örnek aldığım sadece tek kişi yok.  Benim şansım ailem ve akrabalarımız başta olmak üzere daha sonra hayatımın çeşitli dönemlerinde bilgi ve tecrübeleriyle bana katkı sağlayacak insanlarla karşılaşmam,  beni desteklemeleri, benim bu çalışmamı ve azmimi değerli bulmaları takdir etmeleridir. Bütün bunlar bana girişimcilik ve sivil toplum çalışmalarında ilham verdi.  

Bu arada bir erkek engellemesine hiç rastladın mı?
Erkek engellemesine rastlamadım. Hep destek gördüm. Ben gerçekten bu bakımdan kadınlardan da çok destek gördüm, erkeklerden de destek gördüm. Genel olarak ben belki de biraz şanslıydım. Her zaman için etrafımızda çok farklı örneklerle karşılaşabiliyoruz. Hayatım boyunca hep işimi en iyi en doğru şekilde, daha iyi nasıl yapabilirim’i düşündüm. Kişilerle uğraşmadım.

O bakışı sen değiştiriyorsun aslında.
Biraz öyle oluyor. Ben işimi en iyi şekilde nasıl yaparımı düşündüm hayatım boyunca. Bunu nasıl daha iyiye getirebilirim. Kendimi nasıl daha geliştirebilirim ve topluma faydalı olabilirim. Gerek çocuklarıma, gerek meslektaşlarıma, arkadaşlarıma olsun hep onları motive edici faaliyetler içerisinde oldum. Universitede yüksek lisansa başladığım 2002 yılından itibaren yaklaşık 15 seneden beri Akdeniz üniversitesinde peyzaj mimarlığı bölümünde, çeşitli dönemlerde iç mimarlık bölümüne ve günümüzde mimarlık bölümüne şehir ve bölge planlama, kentsel planlama, kentsel tasarım derslerini yürüttüm ve devam ediyorum. Hem teori hem uygulamayı bilmek eğitimde fark yaratabiliyor ve bilgileri daha kalıcı hale getirebiliyor. Çalışmalarım şu anda daha çok meslek odası, sivil toplum ve akademik çalışmalarım şeklinde devam ediyor. Geçmiş dönemlerde yönetim kurulu üyesi olarak görev aldığım oda çalışmalarında ilk defa Şehircilik kolokyumunu Antalya’da gerçekleştirdik.  Çocuklara yönelik resim yarışmaları ve şehrini tanıma faaliyetlerinde bulunduk. Fotoğraf yarışmaları düzenledik. Bu dönem kentsel dönüşüm ile ilgili panel düzenledik. Kentin çeşitli yerlerinde yapılan yarışma projelerinde jüri üyesi görevlerinde bulundum. Antalya Valiliği koordinatörlüğünde düzenlenen Kadın Dostu Kentler Projesinde yer aldım.  Kent müzesi ve Kadın Müzesi çalışmalarında danışma kurullarında bulundum ve devam ediyoruz çalışmalarımıza. Sanatı toplum için teşvik edici çalışmalar içerisinde oldum. Antalya’nın en geniş kapsamlı demokratik sivil toplum platformu olan Antalya kent konseyi imar ve planlama çalışma grubu başkanlığını yürütüyorum. Antalya kenti gerek tarihi gerek doğal güzellikleriyle dünyanın en güzel ve özel kentlerinden bir tanesi. 1950’li yıllardan başlayan ve artarak devam eden kentleşmeden de en fazla etkilenen kentlerimizden. Özellikle 1980 li yıllarda hızla artan turizm yatırımları kentin gelişimini, göçü ve dolayısıyla nüfus artışını da beraberinde getirdi. 2017 yılı Antalyası 19 ilçeden meydana gelen ve 2.328.555 kişiye ulaşan bir büyükşehir. Kentlerimizin doğal ve kültürel yapısının sürekliliğini sağlamak gelecek kuşaklara aktarmak gibi bir sorumluluğumuz var.  Hep toplum yararı, kentlilik bilincini ve kültürünü geliştirmeyi ve sürdürülebilir kılmaya gayret sarfediyoruz.

Peki evlilik ne zaman oldu?
Evlilik üniversite mezuniyetimden bir yıl sonra 1997 yılında gerçekleşti. Eşimin ve ailemin desteği gerek akademik, gerek oda çalışmalarında beni motive eden şeyler oldu.

Peki çocuklar ne zaman doğdu?
2 Tane kızım var. Bundan dolayı da çok büyük mutluluk duyuyorum. 1999 Yılında ilk kızımı dünyaya getirdim. 2005 yılında da diğer kızımı dünyaya getirdim.

Çocuklarını yetiştirirken anneni mi örnek alıyorsun, annenin sana yaklaşımı bir kız çocuğu olarak ayrım görmediğini söyledin ama hani kızım okusun, kendi benliğini elde etsin, ben çalışmıyorum ama o çalışsın, yani böyle bir anne mi büyüttü seni?
Annem bana çocuklarımı büyütmemde büyük destek olmuştur. Hayatımdaki en büyük motivasyon ve ilham kaynağımdır annem gerçekten. Her zaman üniversiteyi bitirmem, meslek sahibi olmam, kendi ayaklarımın üzerinde durmam konusunda telkinde bulundu bana. Lise yıllarında sabahları uyandığımda çalışma masamın üzerinde bir köşe yazısı bulurdum. Benim ders yoğunluğu içerisinde hayattaki gelişmeleri kaçırmamam için birtakım ilgimi çekecek ve bana ilham verecek konularla ilgili, kimi zaman güncel konularla ilgili makaleler bulur ve masama koyardı. Bu günümüzde de devam ediyor. Mesleğimle ilgili konularda makaleler göndermeye devam eder annem. Ben de yapıyorum bazen kızlarıma, çok güzel faydalı gerçekten. Kentle ilgili olabilir mesela bir tiyatro etkinliği veya bir kitap önerisi, bunlar küçük ama bazen insanın hayatını değiştiren şeyler.  Bizler de örnek olmalıyız çocuklarımıza.

Şehir Plancıları odasında görev yapmak, bir şehrin protokolünde kadın olarak yer almak, bunlar bulunduğunuz şehirde nasıl senin için? Yani bunlarla ilgili sıkıntılar yaşıyor musun bir kadın olarak soruyorum. Yoksa, yoo hayatımda değişen hiçbir şey olmadı yine aynı iş arkadaşlarımla koşturduğum gibi koşturmaya devam ediyorum mu? Yadırganan şeyler oldu mu? Çok fazla yok o yüzden.
Çok fazla yok evet. Girdiğimiz ortamlarda daha çok kadının olmasını arzu ediyoruz. Sayımız az. Girdiğimiz toplantılarda erkek çoğunluğunun olduğu bir gerçek. Meslek hayatımda 20 yıldır, çeşitli toplantılara katılıyorum alıştım diyebilirim bu duruma. Kadınlarımızın bu ortamlarda çoğalmasını arzu ediyorum. Sayımızın artması için arkadaşlarımızı teşvik ediyorum destekliyorum. Yönetimlerde kadınların olmasını her zaman için arzu ediyoruz. Kadınlarımızı karar mekanizmalarında daha fazla yer alması için hem şehir plancıları odası olarak hem de gittiğimiz katıldığımız toplantılarda kadınlarımızı teşvik edici konuşmalarla biraz daha sayımızın artmasını diliyoruz.

Sadece görüntü olarak tabi ki bunu amaçlamıyorsunuz yani şehrin plancıları içerisinde kadınların çoğunlukta olması ya da bu plancılar odasının başkanının kadın olması bu şehre ne kazandırıyor? Kadın için neler düşünüyor? Neler yapıyor Ebru?
Kadın bakış açısı her zaman için daha titiz daha detaylı, hiç kimsenin belki farkedemediği şeyleri farketmek ve bu konuda çözüm üretmek. Göreve geldiğimde ben her zaman için şunu söyledim biz sorunlara çözüm üretmek için geldik. Sorunları söylemek herkes için çok kolay. Ama biz bunlara çözüm üretebilirsek eğer gerçekten birşeyler yapmış olabiliyoruz. Sorunları herkes söylüyor ama çözümü maalesef herkes söyleyemiyor. Biz çözüm üretmek için çalışıyoruz. Bu aralar çevremde en çok duyduğum çalışmalarımızla ve görüşlerimizle katkı koyduğumuzu söylemeleri. Ve bu beni çok mutlu ediyor. Biz bir şeyin yanlış olduğunu söylerken çözümünü de söylüyoruz. Bu yol o zaman buradan geçmesin şu taraftan geçsin ki yolu rahatlatalım. Veya herhangi bir kentsel dönüşümle ilgili olsun bunu bu şekilde yapmayalım. Kavgacı değil uzlaşmacı, herkesi ortak bir birlikteliğe ve ortak akla davet eden ve çözümleri birlikte üretelim demek isteyen… Doğruyu söylüyoruz ve bazı şeyleri tabi ki yönlendirmemiz gerekiyor, biz kamu bilinciyle kamu yararına ve bu heyecanla bu yola çıktık. Kentimizin yararına olmayan, kamu yararı, şehircilik ilkelerine ve planlama esaslarına aykırı durumları tespit ettiğimizde ilk önce itiraz ediyoruz itirazlarımız kabul edilmezse bunlarla mücadelemizi devam ettirmemiz gerekiyor. Her zaman için doğruları söylememiz gerektiğini düşünenlerdenim. Her zaman bunun mücadelesini verdik biz teknik insanlarız yani birtakım şeyleri belki farklı açılardan görebiliyoruz. Bunları eğer yöneticilerimize anlatabilirsek ve onlara küçücük de olsa bir katkımız olursa bu bizim için önemli diye düşünüyorum. O zaman görevimizi iyi bir şekilde yaptığımı düşünüyorum. Katkı koymak, çözüm üretmek bağlamında her türlü şehirle ilgili tüm sorunlar için raporlar hazırlıyoruz, aktif olarak çalışıyoruz. Aynı zamanda Antalya Kent Konseyinde İmar Planlama çalışma grubu başkanlığına devam ediyorum. Orada tüm odaların temsilcileriyle beraber bir birliktelik ve kenti konuşuyoruz. Orada çözüm üretmek konusunda birlik ve beraberlik sağlamak konusunda da önerilerimiz oluyor. Gerçekten faal bir şekilde kent için düşünüyoruz, üretiyoruz ve bunları gerekli mercilerle paylaşıyoruz.

Peki kent kadın dostu bir kent mi yoksa olacak mı?
Kadın dostu kent nedir dersek, kadınlar yaşadığı kentlerde sağlık, eğitim, sosyal hizmetlere daha rahat ulaşılabiliyor mu? Her türlü kentsel hizmetlere rahat erişebiliyor mu? Güvenli bir kent mi? Kadın olarak günün her saatinde rahat, güvenli ve konforlu bir şekilde ulaşımını sağlayıp günlük aktivitelerde bulunabiliyor mu? Kaliteli kapsamlı hizmetlere ulaşılabiliyor mu? Kentin planlama ve karar mekanizmalarında yeterli şekilde yer alabiliyor mu? İstihdam olanakları var mı? Bunlara baktığımızda Antalya’nın kadın dostu kent olma konusunda olumlu adımların atıldığını kimi zaman görebiliyoruz. Ama bunlar yeterli değil. Örneğin kentin planlamasında ve düzenlenmesinde kadınların bir araya gelebilecekleri mekanlar, her mahalleye bir kreş, gündüz bakımevi hizmetleri v.s. öncelikli olarak tasarlanmalıdır. İyi aydınlatılmış sokaklar, uzak noktalara hizmet veren güvenli ulaşım olanakları kadınların kent yaşamına katılmaları için önemlidir. Üstgeçitler, yüksek kaldırımlar, kadınların bebek arabaları ile, engelli bireylerimiz için kentin kullanımını zorlaştırmaktadır. Bu düzenlemelerin standartlara uygun bir şekilde yapılması gerekmektedir. Kadınlarımızı kentlerin kültürel, spor ve dinlence olanaklarından daha fazla yararlanmalarını sağlayıcı teşvik edici düzenlemeler gerekmektedir. Ayrıca kadınların şiddete uğradıkları zaman sığınabilecekleri mekanlar, ilgililere ulaşabileceği acil destek hatları da yine kent yönetimlerince göz ardı edilmemelidir. Biz bunları anlatmaya devam edeceğiz. Kentin sunduğu ekonomik, sosyal ve siyasi fırsatlardan kentte yaşayan herkesin eşit bir biçimde yararlanabileceği kentlerdir kadın dostu kentler. Eğer kadınlar kent yaşamına rahat bir şekilde katılabiliyorlarsa, belediye meclislerimizde kadın sayısını arttırabilirsek, kentsel hizmetlere erişimde eşit ve kolay erişimi sağlayabilirsek bu konuda ileri bir adım atmış sayabiliriz diye düşünüyorum.

Peki şey var mı, UNESCOnun bu anlamda şehirlerle ilgili çalışmaları var mı?
Var tabi, belirli çalışmaları var. Kadın tüm coğrafyaların ortak meselesi. Birleşmiş Milletler Kadın Dostu Kentler Ortak Programı 2006 yılında toplumsal cinsiyet eşitliği prensiplerinin yerel yönetimlerin planlama ve programlama süreçlerine dahil edilmesi ve bu süreçte yerel yönetimler ile kadın örgütlerinin güçlendirilmesi ve aralarındaki işbirliği fırsatlarının arttırılması amacıyla başlatılmıştır. İçişleri Bakanlığı’nın ana paydaşı olduğu Ortak programın ilk aşamasında Birleşmiş Milletler kuruluşlarının yanı sıra, çok sayıda sivil toplum kuruluşu, vakıflar destek vermiştir. Programın ilk aşaması 2006-2010 yılları arasında Türkiye’de 6 kentte uygulanmıştır. 2011 yılından itibaren Kadın Dostu Kentler 2 Ortak Programına Antalya’da dahil olmuştur. Bu konularla ilgili odamızın yayınlanmış çeşitli kaynak kitapları var, yerel yönetimler için kadın dostu kent planlaması ve tasarım rehberi adı altında. Burada birçok kentle ilgili örnek çalışmalara da yer verilmiş. Kadın dostu kentlerle ilgili Türkiye deneyimleri var Van’da yapılan birtakım örnekler var, yurt dışında Berlin’de Toronto’da Australya’da bir takım çalışmalar var. Bunlarla ilgili Şehir Plancıları Odası Kadın Komisyonumuzun çalışmaları ve önerileri var.

Acaba şehirde bir Kadın Müzesi olması artı bir değer katıyor mu?
Evet bir şehirde kadın müzesi olması o kente artı bir değer katıyor diye düşünüyorum. Bunu kesinlikle ön plana çıkarmamız gerekiyor. Kadın Müzesi çalışmaları gerçekten Kadın Kenti olma konusunda önemli adımlardan bir tanesi. Çünkü bu bir ayrıcalık olduğunu düşünüyorum kent için. Kadın müzesi çalışmalarınızdan dolayı size de ayrıca teşekkür ediyorum.  Kadın Müzesi çalışmalarına bu sene içerisinde ben de dahil oldum danışma kurulunda görev alarak ve bundan dolayı çok büyük bir mutluluk duyuyorum. Kentin kadınlar için daha yaşanabilir olması konusunda önemli adımlardan bir tanesi. Ayrıca kentteki kadınları bir araya getirecek aktif ve sürdürülebilir ortak bir platform olması açısından da önemli.

Peki, bir rol modelin var mı? Herkesin mutlaka ailesinden bir birey bu annesi Yakın bir akrabası, genelde anneler zaten bizim için bir model, ama annen de olabilir farklı bir komşun akraban bir öğretmenin de olabilir. Senin rol modelin kim?
Benim tek bir rol modelim olmadı. Ama herkesten belli ilhamlar aldım. Annem başta olmak üzere. Öğretmenlerim daha sonraki süreç içerisinde arkadaşlarım kimi zaman akrabalarımızın belirli özellikleri bana her zaman ilham verdi. Herkesin iyi yönlerini almak için arzu ederim. Mesela bir arkadaşımla tanıştığım zaman bazı konularda bana ilham kaynağı olabiliyor. Ailem beni her zaman destekleyen, daha iyiye nasıl gideceğim konusunda bana ilham veren, rol model olan insanlardır. O konuda tek bir rol modelim yok herkesten farklı farklı şeyler aldım, alıyorum.

Peki bir kadın için Türkiye şartlarında anne olması veya evlenmesi gibi faktörler onun iş hayatından uzaklaşmasına bir sebep mi sence?
Ben bunun biraz zorluklarını çektim diyebilirim. İlk çocuğumu dünyaya getirdiğimde mesleğimi en iyi şekilde yapmak arzusuyla yanıp tutuşan ve o heyecanı içimde duyan bir kişi olarak ister istemez yoğun çalışma temposuna ara verebiliyor biz kadınlar. Bu dönemlerde daha çok çocuklarımla meşgul olmak için çaba sarfettim. Her zaman ailem önceliğim oldu hayatımda. Yani ilk önce ailem daha sonra iş hayatım geldi. Kimi zaman ofise getirdim çocuklarımı yani o dönemler gerçekten zor dönemlerdi. Gene ailem bu konuda destek oldu. İş ve aile yaşantı dengesini iyi sağlamak gerekiyor. Bir kadının anne olması onun iş hayatından uzaklaşmasına engel teşkil etmemesi gerekiyor.

Kaldığın yerden yine rahatlıkla devam edebildin. Kendi mesleğin, alt yapın var.
Tabi ki bütün zorluklara rağmen çocuk sahibi olmak çalışmaya engel olmaması gerekiyor. Mutlaka dışarıdan bir destek almak gerekiyor. O dönem içerisinde akademik çalışmalarda bulunma gayreti içerisinde oldum. Özellikle Peyzaj Mimarlığı meslek disiplini içerisinde kentsel yeşil alan planlaması çalışmaları ilgimi çekmeye başladı. 1999 yılında kızımı doğurduktan sonra, 3 sene sonra 2002 Yılında yüksek lisansa başladım üniversitede 2005 yılında Yüksek lisansımı bitirdim. 2008 yılında başladığım doktora çalışmamı 2013 yılında bitirdim. Daha sonraki süreçte akademik çalışmalarım serbest şehir planlama çalışmalarımdan daha ağır bastı.

Yüksek lisans aynı dalda mı yaptınız?
Yüksek lisans Peyzaj Mimarlığı bölümünde yaptım. Konyaaltı Kentsel Alanında Bir Yeşil Alan Sistem Önerisi başlıklı çalışmamdı. Doktora çalışmamı yine aynı bölümde Antalya Kenti Yeşil Alanlarının Çok Ölçütlü Analizi ve Planlama Staratejilerinin geliştirilmesi konusunda doktora çalışmamı tamamladım. 2002 Yılından itibaren şehir ve bölge planlama konularında üniversitede dersler vermeye başladım. Yaklaşık 15 seneden beri de bu dersleri devam ettiriyorum. Şu anda da Akdeniz Üniversitesi Mimarlık Bölümü, Peyzaj Mimarlığı bölümlerinde şehir planlama, kentsel planlama ve kentsel tasarım derslerini yürütüyorum.

Hobilerin neler?
Kitap okumasını seviyorum. Tenis oynamasını yürüyüş yapmasını, piano çalmasını, yüzmeyi severim. Belirli dönemlerde Resim yaptım, Yağlıboya çalışmalarım oldu, 5 - 6 tane tablom var. Üniversite yıllarında İTÜ TSM Korosundaydım. Yoğun çalışma temposu içerisinde bunları yapmaya çok fazla vakit bulamıyoruz. Kendi kendimi meşgul eden, kendi kendimi geliştirmeye çalışan bir insanım. Hiçbir zaman canım sıkıldı dememişimdir hayatım boyunca. Her zaman için birşeyler üretmeye gayret sarfettim. Birşeyler öğrenmek için çalıştım.

Çocuklara en güzel miras bu çalışan anne babayı görmek; ne görürlerse onu yapacaklar elbet.
İnşallah temennimiz çocuklarımızın da meslek sahibi olmaları ve kendilerini geliştirip topluma faydalı mutlu birer birey olmaları. Günümüz olanakları teknoloji hayatımızda çok büyük kolaylıklar sunuyor ve çok hızlı bir şekilde gelişiyor.  Çocuklarımızın bizlerden daha başarılı olacaklarını düşünüyorum.

Peki dünyaya yine gelsen yine kadın mı olurdun?
Kesinlikle kadın olurdum.

Yine Ebru mu olurdun?
Yine Ebru olurdum. Yine şehir plancısı olurdum. Yüksek lisans sınavına giriyorum, hocam sordu. Gene dedi üniversitede bir şansın olsa şehir plancısı olmak ister miydin dedi. %100 şehir plancısı olmak isterdim, dedim. Gene aynı Ebru olmak isterdim, gene mücadeleci, gene kararlı, çalışkan, üretken…

Başka bir şehirde mesleğini yapmayı düşündün mü?
Hiç düşünmedim. Antalya’yı çok seviyorum. Antalya dünyanın en güzel şehirlerinden bir tanesi. Antalya’nın bazen kötü uygulamalarına üzülüyorum o bakımdan da mesleğim gereği de ne yapabilirimi hep düşünüyorum. Kentimizin doğal ve kültürel değerlerinin sürdürülebilirliğini sağlamak, daha iyi yaşanabilir bir kent olma konusunda fikirlerimizi kent yöneticileriyle paylaşıyoruz.

Eklemek istediğin şeyler var mı?
Kadınlarımızın hayatın her alanında eşitlik, özgürlük ve mutlu birer bireyler olmaları konusunda kendilerini geliştirmelerini ve kendilerini ifade edecek ortamların fazlalaşmasını diliyorum. Kentin sunduğu ekonomik, sosyal, siyasal alanlarda fırsatlardan yararlanmalarını ve bu konuda kendilerini geliştirmelerini ve katılım sağlamalarını, kentin sorunlarına karşı duyarlı olmalarını, kentlilik bilinciyle birlikte hareket etmelerini, kentte yaşamaya davet ediyorum kadınlarımızı. Karar mekanizmalarında daha fazla yer alarak her zaman girişimci olmalarını ve kendilerine güvenmelerini diliyorum. Antalya Kadın Müzesi kentin en önemli faaliyetlerinden bir tanesini oluşturuyor. Kadın müzesi çalışmalarında yer almaktan dolayı son derece mutluluk duyuyorum. Kadın bir kent için çok önemli ve değerli. Kenti geliştirici bir husus. Kadın müzesinin yaptığı çalışmalar bu konuda önemli, kadını daha görünebilir kılmak, kadın farkındalığını arttırmak, kadının kentte var olmasını sağlamak ve bir takım rol modellerle birçok kadına ilham kaynağı olması açısından çalışmaları son derece önemli ve yararlı. Kentte yaşayan kadınların mutlaka bu faaliyetlere katılmalarını, evlerinden çıkıp sokaklarda kenti yaşamalarını, bu mekanları kullanmalarını ve daha iyi nasıl olabilir’e kafa yorup bunları yönetici mekanizmalarıyla ve konuşarak daha iyiyi bulmaları konusunda katkı sağlamalarını diliyorum. Katılmak çok önemli, kadın müzesi bu konuda size bir kapı açıyor. Sanal ortamda da buna erişebilirsiniz. Aynı zamanda birtakım önerilerinizle bunları projelerle geliştirerek de katkı sağlayabilirsiniz. Sonuç olarak her yapılan faaliyet size bir kapı açar; bu kapıdan girmek sizin elinizde. Eğer bir şeyleri değiştirmek istiyorsanız ben herkesi kadın müzesinin kapısından girmeye davet ediyorum. Kenti yaşamaya, kentsel mekanları kullanmaya, sokaklarda dolaşmaya davet ediyorum. Kentlilik bilincine herkesin sahip olmasını diliyorum.
 
EBRU MANAVOĞLU