NİLGÜN POLAT
Görüntülenme: 1757

NİLGÜN POLAT

ANTALYA´NIN BALIK KADINI

Söyleşiyi Yapan: Senem Yıldırım
Yer: Kaleiçi, Yat Limanı
Tarih: 03.12.2015

Galeri

Söyleşi


Öncelikle sizi tanımakla başlayalım Nilgün Polat kimdir ?
1969 Ankara doğumlu Karadenizli bir ailenin kızıyım. 1992 yılında Antalya’ya yerleştim.

Antalya’ ya turist olarak mı geldiniz?
Çocukluğumda Karadeniz de geçti. Buraya gelmemiz ve yerleşmemizde ki en büyük etken deniz oldu.

Çocukluğunuz nerede geçti?
Bütün çocukluğum ve gençliğim Ankara’da geçti. Ailem Karadeniz’de yaşıyordu. 3 ay süren okul tatilinde bütün yazlarımı Karadeniz’in sularında geçiriyordum.

Denize olan sevginiz oradan mı geliyor?
Tabi ki çok fazla etkilemiştir ama deniz sevgisini içten gelen bir duygu olarak düşünüyorum. Çocukluğumda dedemin evine ulaşmadan önce otobüsten denizi görmek isterdim. Deniz benim için ilk özlem olurdu. Gördükçe doymanız gerekiyor fakat hep yetmeyen bir şey olduğunu hissederdim. Yıllar geçtikçe beni doyuma ulaştırmayan eksik kalan hissi, ıslak suyun içinde kendini kuru hissetmeniz yıllar sonra dalarak kapattığımı hissediyorum.

İlk kez ne zaman daldınız
Tam olarak hatırlamasam da 1980’li yılların sonundaydı. 1992 sonrası da bröve edinmelere başladım. Çünkü bizim sistemimizde belgeleme, brövelendirme olarak diploma şeklinde olur.

1992’de Antalya’ya geldiniz ve burada ne yapmaya başladınız? Dalgıçlık mı?
Dalgıçlık benim profesyonel mesleğim olarak değil bir merak, bir sevda olarak başladı. Belirli bir zamanda başlamadı. Yıllar getirdi.

Ailenizde dalgıç mı vardı o zaman. İdol olarak seçtiğiniz birisi var mı?
İdol olarak çok klasik gelecek ama ilk dalgıcımız su altı ile karayı ayırıp daha özgür davranmamızı sağlayacak aletleri geliştirip teknolojiyi elimize sunan kaptan Cousteau tabi ki. Bizim dönemimin çocukları çok iyi bilir aslen oradan aklıma girdi.

Nilgün Hanım tam olarak yaptığınız işi bize tanımlar mısınız?
Yat limanında 1996 yıllarında dalış merkezinde eğitim vermeye başladım. Kendi eğitimimi de burada aldım. Buraya seviyorum. Dalış bölgesi olarak niteliği çok yüksek, tarihi bir yer. Falezler de ayrı bir özellik. Şehir merkezinde olması ve son yıllarında insanların bu işi çok fazla merak edip girmesiyle beraber turizm dalış olarak nitelendirilse de sportif dalış ya da hobi dalışı şeklinde çok da ayıramıyoruz. Su altında bize ait olmayan bir dünyada nefes almamızı sağlayan kuralları teknikleri öğretiyoruz. Dalgıç yetiştiriyoruz sonuç olarak. Uzman profesyonel dalış eğitmeni ve liman dalgıcıyım. Yaklaşık 20 seneden beri de bir dalış merkezimiz mevcut. Bütün çabalarımız ve gayretlerimiz herkesin çok fazla temas edebileceği dalgıçlara dokunabileceği ve sohbet edebileceği açık alanda kalabilmek. Bu esnada da çokta fazla kendiniz kapalı bir mekâna ya da sınırlı bölgelere koymadığınız için insanların çok fazla kullandığı deniz ve karaların birleştiği yerler biraz daha hassasiyetimiz olan çevreye duyarlı insanların toplandığı yerler. Asıl olan insanlara dokunmak. Gönül rahatlığıyla sohbet edebileceği ortamı yaratmak. Dalış insan demek, çevre demek, dünya demek. Büyük oranda suyun içerisindeyiz esasında daha fazla insanın merak etmesini istiyoruz ve buraya çekmek istiyoruz.

Dalışa, su altında olmaya kadınların ilgisi nasıl? Geçmişten günümüze bir artış var mı?
1980’li yıllarda federasyon resmi olarak kurulduktan sonra istek her zaman çok fazla oldu. İsteğin olması ihtiyaçları karşılamakla da alakalı. Çekingen duranlar vardı, fakat son 15 yıl içerisinde bayan dalıcı sayısı yükseldi. İnsan çok fazla şey yapmak istiyor esasında fakat toplumun öngörüleri -bu çağda da olmuş olsak da-  değişmiyor. Biraz daha fazla geri çekme, kadını koruma adı altında hapsetmek, alıkoymak. Esasında ben dışarıda herkesi insan olarak algılıyorum. Duygularımız da becerilerimiz de özellikle evimizde kadınızdır erkeğizdir fakat dışarıda sosyal yaşamda yaptığımız ne iş olursa olsun insanız.

Kadın ya da erkek dalgıç arasında bir fark görüyor musunuz?
Çok fazla ayrım yapmıyorum. Çünkü bu istemek ve sevmek ile alakalı, fakat kabiliyette kadın ve erkek olarak güç farkı olarak görünse de dalış eğitimi hızlı düşünmeyi öğrenme isteğini, azmi ve dikkati gerektiren bir durum. Adale gücü olarak bayan ve erkeğin gücü aynı değildir. Bunu zekâlarını kullanarak yükü hafifleterek dengeliyebiliyor. İyi ve sıkı bayan dalıcılarımız da var.

Yeni yetişen gençlerin dalış eğitimine olan ilgisi nasıl?
Çok fazla geliyorlar. Yat limanında merkezi bir yerde zor da olsa yaptığımız önemli ve hassasiyeti olan bir iş. Burada gençlerle çok fazla temas edebiliyoruz. Her yaşta insanı görmemiz mümkün. Eylem olarak yapamasalar da akıllarında kalıyor. İlkokulda burayı ziyaret edip daha sonra bize katılan öğrencilerimiz var. O esnada onlara anlattığımız bazı cümlelerin, uzun sürede aldığımız verimleri var. Bunları duydukça da duygulanıyor insan. Bu bölgede geçirdiğim zamanın boş olmadığını düşünüyorum. Herkes çok farklı düşünebilir ama benimki inattan değil; şehrin merkezinde olmak insanlarla temas etmek yerli ya da yabancı. Bu inançtan kaynaklanıyor.

Dalgıçlığa başlarken bir dirençle engelle karşılaştınız mı?
Olmuştur sanırım fakat kimseyi fazla dinlemedim. Beni bezdirecek şeylerle karşılaşmadım, ama zaman içerisinde karşıma çıkan engeller oldu. Çocukluğumda da farklı olduğumu söylerlerdi. Keskin bir halim olmadı. Anne hassasiyetim her zaman oldu. Annemin sağlığı pekiyi değil bu günlerde. Kızım sen gitmede başkası gitsin derdi. Fakat hem manevi hem duruş olarak desteklediler. Her ne yapıyorsam ve ya yapmadan önce aileme danışıyormuşum zaten. 20’li yaşlarda aileme kızıyordum ama 40’lı yaşlara gelince onların ne yapmaya çalıştığını anlamış oldum.

Erkek dalgıçlar arasında sizi çekememe, benimseme oluyor mu?
Yaptığım şeyi sevgiyle yaptığım için pek de görmedim. Yaşam tecrübeleri fazlalaştıkça şu ana kadar isteyip de yapamadığım bazı şeylerin geciktirildiğini gördüm. Bunu kadın olduğum için yaşadığım zamanlar oldu. İnsanların, cins ayırmadan birbirine destek olması gerekir. Sporcu hırsı olabilir insan hırslı olabilir. Dalış bu tür hırsları yok eden bir aktivasyon olması. Dalışta büyüdükçe küçülür insan. Öğrendikçe daha az konuşur.

Bir tehlike geçirdiniz mi dalış esnasında?
Alınan tedbirler, yaptığımız ciddi hazırlıklar bu işe kendimizi vermemiz, olabilecek şeylere engelleme adınadır. Tabiat olarak deniz çok zor şartlar yaşatabilir. Zorlukları farklı olan eğitimler esnasında bir takım durumlar içerisinde pratikleri yaparken tehlike olmaması ve olabilecek kazaları engelleme adına önlemler aldığımızdan şu ana kadar çok şükür başımıza kötü bir şey gelmedi. Bundan sonra da asla gelmesini istemiyoruz. O yüzden bütün dikkatimizle yaptığımız işle ilgileniyoruz. Dikkati dağıtan her hangi bir çevresel ya da sistemsel negatif durum varsa ne pahasına olursa olsun o işi durduruyoruz. Kazaların bilgisizlik ya da aşırı özgüven gibi bir çok sebebi vardır. Kazalar önlenebilen şeylerdir. Maksimum düzeyde önlemlerimiz alırız. Önce tedbir sonra takdir. Bu durumlar öğrencilere eğitim olarak veriliyor. Bu yüzden dalış eğitim merkezi içerisinde profesyonel ekip var. İçerisinde deneyimli eğitmenler var. Malzemenin nasıl kullanılacağı hangi tedbirlerin alınacağı gibi şeyler öğretiliyor. Extrem sporların içerisinde dalış, herkesin hafife aldığı fakat eğitime gelince korkuların arttığı bir spordur. Çünkü su altı görülmediği için hayal edilemiyor, bu yüzden de su altından korkuluyor. Buraya korkuları yenmeye geliyor dalıcılar. Araba sürmek gibi. Teknik malzeme kullanıyorsunuz bu malzemeyi vücudunuzla nasıl hareket ettireceğinizi öğreniyorsunuz. Su altı nefes alma olarak insana ait bir dünya değil: Balıklara aittir. Kullandığımız alet edevatla nefes almayı öğreniyorsunuz. Ve bunu siz yapmıyorsunuz yaptırılıyorsunuz endişe duymanıza gerek yok.

Kadınların dalma eğitimine gelmelerinde çekinilmesi gereken bir şeyler var mı?
Dalışta herkes gelsin kapımız açık. Ama dalış extrem bir spordur. Sadece spor da değil bir sürü şey var içerisinde burada öncelikli koşul sağlıktır. Herkes gelebilir ama herkes gelsin demek çok da hafife alınacak bir durum olduğunu göstermiyor. Belirli kriterleri ve koşulları vardır. Öncelik sağlıktır. Bu gibi fikirleri olan varsa küçük yaşta dinleyip ileriye yönelik düşünceleri varsa spordan ve doğadan hiç uzaklaşmamalarını periyodik aralıklarla ya da yaşam tarzı haline getirebilecek sporun içinde olmaları gerek. Su altını görmek isteyip merak edenler tabi ki gelebilirler az önce de dediğim gibi kesinlikle sağlık açısından hiç bir problemi olmaması gerekiyor. Tüplü dalış olduğu için başlama yaşı 14’tür. Bu demek değil ki 14 yaşına kadar durun da bu yaşta gelin. Denizden uzak kalmayın. Bilgi ve fikirlerini geliştirmek için her yaşta bekleriz.

Bu spordan ayrı kalmamak için sağlığınızı korumak zor oluyor mu?
Bedenlerin ve sağlıkların emanet olduğunu düşünüyorum. Sağlıklı yaşam yemenize, içmenize, psikolojik durumunuza çok fazla bağlı. Olabildiğince strese girmemeye bizi strese sokacak ortamlardan uzak durmaya ya da onu bertaraf etmeye uğraşıyorum. Sürekli hayatla mücadele halindeyim.

Başka ülkelerin denizlerinde daldınız mı?
Dalış bir dünya hareketi. Dünyaya kıyasla Türkiye dalışa biraz geç başladı. Dolasıyla hep dışarı ile etkileşim halindeyiz. Dalışı ülkemizin gençlerine insanlarına sevdirme çabasındayız. Bize kıyasla dışarda daha erken başladı. Teknoloji orda hayat buldu. Dünyanın neresinde su varsa oraya gitmeye çalışıyoruz. Yaz dönemini Türkiye’de geçirdiğimiz için Türkiye’nin karşılığı olan daha sıcak yerlere gidiyoruz. İmkan dahilinde Amman denizine gidiyoruz.

Sizi etkileyen bir dalış tecrübesi var mı? Yoksa tüm dalışlar sizin için aynı mıdır?
Her bölgenin kendine ait farklıkları vardır. En fazla kaldığınız yer sizi etkiliyor belki. Suyun olduğu yerde kesinlikle bir şey vardır. Her dalışın kendine ait güzelliği vardır. Her dalış bölgesinin diğer bölgeden daha etkileyici farklı yönleri vardır. Dalış yapabildiğim her yer yeni bir heyecandır.

Kadın olduğunuz için değişik bir tepki ile karşılaştınız mı?
Yapılan bir klasik espri vardır hep balık adam yazar. Mesleklerin çıkışında kimler başlamışsa erkek ya da kadın meslekleri olarak ayrılmış olanlar var. Zaman içerisinde kim neyi daha iyi yapıyorsa şekilleniyor. Neden kadın değil de adam yazmıyor gibi aynı esprinin sürekli yapılması bazen rahatsız ediyor. Bazen hazır cevaplarım vardır adamı biz erkek ya da kadın olarak almıyoruz adam olmak insan olmak olarak alıyorum.

Federasyona bunun değiştirilmesi için bir başvurunuz oldu mu?
Ben şuna inanıyorum esasında. Her şey mükemmel olur sistemde her şey oturmuş olur işte o zaman ilgilenebilirim. Direk keskin bir cevap da vermek istemiyorum. Fakat kat edilmesi çok fazla olan bir yol olunca adam ya da kadın yazması ya da yazmaması bizi çok fazla rahatsız etmeyecek her şey yerini bulacak gibi geliyor bana. Kadın olmak ya da çocuk olmak gibi sorunlar bu yolları kat ettikçe kalkacak gibi geliyor bana. Başta belki birçok şeyi fark etmesem de zaman içerisinde kadın ya da erkek olduğunuz gözükmüyor esasında. Siz olarak gözüküyorsunuz. Yıllar içerisinde bunun da farkına vardım cinsiyet farkı kalkıyor. Kavramlar kalkıyor.

Kadın derneğinize üyeliğiniz veya gönüllüğünüz var mı?
Tabi ki oldu. Fakat çok da keskin çizgilerle ayrılmadan kimin yardıma ihtiyacı varsa ya da duygularını anlatıyorsa. Ben kendi hakkımı çok fazla savunamam ama başka bir kişinin hakkını savunurum, ifade ederim. Genelde de kendini ifade edemeyen ürkek kalan kesim kadın oluyor. Sadece bu dışarıdan erkek tarafından gelen durum değil insandan gelen. Fark etmeden birçok zaman karşı cinsi egale etmeye çalışıyor olabiliyoruz. Egolarımızın altında, karşı cinsi ezmeye çalışıyor olabiliriz. Kadın güçlüdür erkek güçlüdür. Bazı cinsimiz olan kadınların güçlü yapılarını erkek gücüyle birleştirip diğer kadının ya da erkeğin üzerinde bir takım şeyleri yok etmeye çalışması üzücü olabiliyor. Benim çok keskin ayrımlarım yoktur insan olarak algılarım. Birçok yerde güçlü olup da cümle kuramayan kadınlar da oluyor.

Kadınların politika temsiline nasıl bakıyorsunuz?
Erkeklerin izin verildiği kadar katıldığına inanıyorum. Sokağa yansıması olurdu. Sokakta herkes mutluysa hür kişi olarak çokta önemsendiğini düşünmüyorum.

Dalış dışında ne yapıyorsunuz? Hobileriniz var mıdır?
Kışın başka ülkelere gidince tatil amaçlı da olsa pek fazla denizden uzak kalamıyorsunuz. Bir dalış eğitmeni iyi bir fotoğrafçıdır, iyi bir yürüyüşçüdür. Bir sürü uzmanlığı içerisinde barındırır. Şu özlem olabiliyor belki. Sürekli bu sistemde kaldığımız için isteğimiz zaman istediğimiz irtifalara çıkamıyoruz. Bu da dalışın getirdiği bir takım kurallardan dolayı. Öğrenmek isteyenler gelip dalış hocalarını temas edip istediklerini sorabilirler. Ben kendi şahsım olarak ücret almıyorum.

Maddi olarak karşılığını alabiliyor musunuz?
O açıdan baktığımızda başka bir mesleği yaptığımda daha fazla kazanırdım. Bu işi yapıyorsunuz aynı zamanda yatırımcısınız. Belirli koşulları hazırlıyorsunuz. Dalış merkezlerinin federasyonlara desteği oluyor. Yıllık yüksek ödemeleri vardır. Vergiye tabisiniz. Buraya gelen dalıcının sağlık sigortasını onlar buraya gelmeden öderler. Etik olarak ya da vicdan olarak asla onların başına bir şey gelmemesi için elimizden gelen bütün gücümüzü harcarız. Resmi olarak da tüm ödemelerini onlar gelmeden önce sağlarız. Bunun karşılığında çok da pahalıymış, şu kadara da olmaz mı dendiğinde aslında yapmayacağı paralara kalp yumuşaklığıyla sevgiyle yaptığımızı da olur.

Ekipman ücretleri nasıl?
Yurtdışından geldiği için son derece pahalı. Bir dalış okulu gerekli her şeyi hallettikten sonra hesap vermeye başlıyor.

Başka bir geliriniz var mı?
Verilen kurslarda ticari bir işletme olduğu için derneklere de yardımımız oluyor fakat bize olmuyor.

Antalya’da kadınların ne gibi eksiklikleri var?
Hayallerimiz var tabi ki. Yat limanının gerçek marina özelliğine kavuşmasını isterdim. İnsanları saklama yerine bunun ortadan kalkmasını isterdim. Mafyanın bitmesini isterdim. Sokakta çekirdek satan insanların bu kadar yayılmasını istemezdim. Çekirdek pislik yapıyor.

Kadınlar için yat limanı güvenli mi?
Günün her saatinde rahatça gezersiniz kimse kimseye saldırmıyor. Fakat tur teknelerinin önünden tacizleri göz önüne almadan geçerseniz. Teknelerden kaynaklı çok fazla sıkıntı var. Bizi ve öğrencelerimizi görünce kimse bir şey yapmıyor fakat diğer insanlara karşı yapılan sevimsiz şeyler var.

Dalış işinin geleceği için ne düşünüyorsunuz?
İlgi giderek azalmıyor. Dalışı öğrendikçe ülkedeki dalış öğretmeni sayısı artıyor. Biraz hevesleneyim yaparım değil sürdürebilirliği devam eden bir olay. Büyük bir olay.

Antalya kadın müzesi size ne düşündürüyor?
Kuruluş şekli olarak  çatısız olması, samimiyetimle söylüyorum bir özgürlük duygusu verdi bana. Aslında sanal gibi gözükse de aslında biz sanal bir âlemin içinde yaşıyoruz. Herkesin çok rahat kolayca ulaşabileceği erişebileceği kalkıp gitmek için sürekli adres sorması gerekmediği evinizin içinde sizinle olan. Çok da takdir ettim çok da sevindim. Bunu yaparken de birilerinin canını yakmamışsınızdır, kimseyi rahatsız etmemişsinizdir, kimsenin hakkı gasp edilmemiştir. Açıkta bir yer. Gerçekten çok hoşuma gitti.

Ne görmek istersiniz ileride, bu sitede neler olsa okumak istersiniz, ilginizi çeken bir şey var mı?
Tabii ki zaten başlamış ve gidiyorsunuz.  Dramatik hayat hikayelerinden daha çok, yapılanın ortaya konması. Başarı ya da başaramama hikâyeleri. Herkes kendinin başarı hikâyesini anlatır. Ben şuanda kendimi başarmış olarak zannetmiyorum. Yarım kalmış hevesler fırsat bulamamışlık... Biraz daha kadının açığa koyamadığı iç dünyasını isteklerini örselemeden, çünkü bu deneyimi ben çok da uzak kalmışım kendi adıma sosyal sorumluluk olarak gördüm. Bazen maddi olarak aldıklarımız maneviyatımızı doyuramıyor. Başka bir boyuttan boyuta geçiyor ruhumuz. Bunlar dalışın getirdikleri. Su altında tesadüfen olduğuma da inanmıyorum. Kadınlar plajı açıldı farklı algılanmış olabilir fakat kadınların rahat olmaya ihtiyacı var: Sürekli gözlenmekten, acaba biri bir şey mi diyecekten. Bir toplum baskısı var. Kendi adına nefes alacağı yerlere ihtiyacı var. İyimiz var, kötümüz var. Benim cinsimden olan bazılarının erkeklerle birleştirip hemcinslerini ezdikleri bir kesim de var. Kadınlar da bir yerde nefes almak istiyorlar.

Genç kızlardan gelip cankurtaran olmak isteyen var mı?
Var: olmaz mı. Canavar gibiler hem de. En çok isteğim bu benim hangi işi yapıyorsa severek yapmayı öğretmek. Severek yapıyorsanız her ne yaparsanız yapın güzel yaparsınız. Bu böyledir. Böyle özel meslekleri de hakkıyla gerçekten yapmak isteyen insanların yapması gerekiyor.
 
NİLGÜN POLAT