IRMAK SANCAR - BAŞAK YÜCETİN
Görüntülenme: 95

IRMAK SANCAR - BAŞAK YÜCETİN

MACERACI İKİ GEZGİN KIZ
Söyleşiyi Yapan: Yeliz Gül Ege
Yer: Akra Otel
Tarih: 08.09.2017

Galeri

Söyleşi

Antalya Kadın Müzesi konusunda duyduklarınız ya da bu oluşumla ilgili düşüncelerinizi merak ediyorum. Ufak tüyolar ya da şu da olsa iyiydi aslında belki var.
Öncelikle ilk başta sanal müze olduğunu duyunca şaşırdık birazcık. Ama ondan sonra da hoşumuza gitti böyle bir şeyin olması. Bizi de çağırmanız hoşuma gitti. Çünkü bir habere çıkmaktan ya da gazeteye çıkmaktan çok sonuçta kalıcı bir sayfada yazımızın veya videomuzun olacak olması heyecanlandırdı bizi.

Hem de bu yaşta. Ne güzel ki çocuklarınızın ilerde okuyabileceği bir yer de olacaksınız Antalya’nın tarihinde.
Irmak & Başak: Evet.

Şimdi Başakla başlayalım. Nerede doğu doğduğu yıl ailesinin kaçıncı çocuğu gibi genel bilgilerle başlayalım.
Başak: 98 yılında Antalya’da doğdum. Annem de babam da ikisi de doktor. Babam organ nakli koordinatörü annem de pratisyen hekim. Doğduğumdan beri Antalya’dayım. Tek çocuğum.

Geziyorsun?
Başak: Evet. Ailemin en sevdiği şey dolaşmak küçüklüğümden beri. Bunu yapıyoruz ailecek.

Antalya’da mı doğdun?
Başak: Evet Antalya’da doğdum.

Sonrasında eğitimin için şehir dışına çıktın mı? Liseyi Antalya’da mı okudun?
Başak: Daha üniversite tercihimi yapmadım. Liseyi Antalya’da okudum.

Yani aileden herhangi bir şekilde ayrı kalma şu anda kadar olmamıştı. Bugüne kadar?
Başak: Evet bugüne kadar.

Şimdi Irmak’a gelelim. Antalya’da mı doğdun?
Irmak: 98 yılında Antalya’da doğdum. Aslında geziden sonra 19 yaşına girdim. Benim de babam pratisyen hekim, annem jeoloji mühendisi. Liseye kadar Antalya’da yaşadım ben. Lisede İzmir’e taşındık annemle. Zaten annem babam ayrı. Babam hala Antalya’da yaşıyor. Tek çocuğum. Liseden sonra da üniversite için geçen sene İstanbul’a geldim kendim. Medya ve İletişim Sistemleri okuyorum.

Peki siz tek çocuk olmak ve ailede tek kız çocuğu olmak sorumlulukları nasıl hissettiriyor size? Tek çocuk olarak her şey size bağlı ama iyi yanı ve tüm bütün kaynaklar size. Nasıl bir his bana ikinizde anlatsanıza?
Irmak: Güzel bir his bence. Çünkü sonuçta kardeşte evde belki daha hareket sağlar ya da bir çocuk için bir arkadaş olabilir ama sonuçta küçüklüğümüzden beri zaten…
Başak: Ama biz zaten kardeş gibi büyüdük. Ya o bizde kalırdı ya da ben onlarda kalırdım. Pek eksikliğini hissetmedik o kardeş kavramının.

Peki o zaman sorumu şöyle değiştiriyorum sorumu sizi bu proje de dahil normal hayatınızda da birbirinizi model alıp etkileşimde olduğunuz gibi bir kanıya varıyorum bu söylemden sonra.
Irmak & Başak: Evet oldu aslında.

Sizi bu kadar sosyalliğe iten ailelerde model aldığınız bir rol model mi var yoksa dışarda mı bir rol modeliniz oldu?
Irmak: Aslında sosyal medya da takip ettiğimiz bazı gezginler de vardı özellikle çok etkili olan. Ama asıl organ bağışı fikrine gelmek gerekirse daha çok Başak’ın babasından gördüğümüz kadarıyla evde en çok konuşulan oydu. Bu sayede ilk aklımıza gelen sosyal sorumluluk projesi kavramı anlamında organ nakli oldu.

Ailelerin ilgi alanları, meslekleri ve sizin evde konuşulanlar size yön verdi diyebilir miyiz?
Irmak & Başak: Evet.

Peki bunun dışında çevrenizde sizin yaşıtlarınızda bu türden sosyal sorumluluklarda çalışmak isteyen ya da ize bunu soran insanlar oluyor mu? Hevesliler mi?
Başak: Instagram hesabını açtıktan sonra ikimizin de arkadaşlarından bizde katılabilir miyiz gibi bir sürü yorum geldi.  Ama ondan önce hani insanların çokta tercih edeceği bir konu değildi. Böyle gezmek sırt çantasıyla gezmek kavramı çok hoşlarına gitmiyor.

Gezi ile ilgili maceralarınıza gelmek istiyorum. Bu fikir aileden oluşmuş belli. Peki onu sormadan önce şöyle bir şey merak ettim. Başka bu aktivite bu projeden önce girişimleriniz olmuş muydu farklı alanlarda. Daha küçük bir şey olabilir yani bununla mı başladı sosyal anlamdaki?
Başak: En belirgin olarak söylemek gerekirse benimki bununla başladı.
Irmak: Benim de.

Şimdi tam olarak ne yaptığınızı anlatır mısınız?
Başak: Harçlıklarımızı biriktirdik. İlk önce sırt çantalarımızı aldık sırt çantasıyla gezmek için. Her şeyi kendimiz ayarladık. Tren biletleri aldık binmek için gezeceğimiz ülkeler arası. Hostellarda kaldık. 4 ve 6 kişilik karışık odalarda kaldık. Trenlerimiz çok konforlu olmadığı için 4 - 5 aktarma yapmamız gereken aralıklar oldu. Birinde de rötar nedeniyle Hollanda’nın bir köyünde kalmamız gerekti.
Irmak: Gece 12’den sabah 5’e kadar kalmamız gerekti. Yanımızda uyku tulumları vardı. Biz de tüm gece orada uykusuz kalmamak için uyku tulumlarında yatmaya karar verdik.

Neden peki Avrupa’yı gezelim dediniz. Neden Türkiye’yi gezmediniz?
Başak: İkimizin de hayaliydi. Farklı kültürleri de görmek istedik.
Irmak: Küçüklüğümüzden beri özellikle Kuzey Avrupa’yı çok merak ediyorduk. Öyle olunca da bu fırsatı yakalayınca da…

Aileyle gezmiş miydin bu tarafları?
Başak: Hayır hiç gezmedim.
Irmak: Çünkü pahalı bir ülke sonuçta Kuzey Avrupa Norveç, İsveç. Tren biletiyle gitmek yani Interrail biletiyle gitmek biraz daha ekonomik olarak daha ucuz olacaktı.

Ne kadara mal oldu bu seyahatleriniz?
Başak: Toplam her şey dahil kişi başı 2.000 EUR. 16 günlük. Kalmalar, tren biletleri, uçaklar, yemek…

Peki ne yaptınız bu gezide?
Başak: Gittiğimiz yerlerde pankart açtık. T-shirtlerimiz, flamamız vardı.

Çok dikkat çektiniz mi? Sizce amacınıza ulaştınız mı?
Irmak: Aslında biz bu kadarını beklemiyorduk. Türkiye’de bu kadar fazla ilgi olacağını düşünmemiştik.

Bulunduğunuz ülkelerde ilgi düzeyi nasıldı?
Irmak: Şehrin ortasında pankart açınca bir sürü insanın dikkatini çekiyordu. Gelip soru soruyorlardı.

Yurt dışında ben en çok ‘İnanamıyorum! Siz Türk müsünüz? Türk kadını mısınız?’ diye sorular alıyorum. Size de böyle sorular geldi mi?
Başak: Evet 6 kişilik oda da kalınca bir sürü insanla tanıştık. Bir oda arkadaşımız Hırvat iş adamıydı. Bize sordu siz Türk müsünüz falan. İkinci sorusu da şuydu sevgiliniz yok herhalde normalde izin vermiyorlar diye bir cevapla geldi.
Irmak: İnsanlar şaşırıyordu tabi.

Düşününce Türk kızı olarak Türk kadını olarak Avrupa’da özgür bir şekilde kendi hür iradesiyle oralara kadar gelmiş. Orada o sokakta duruyor olmanız yani ülkemiz adına müthiş bir reklam yapmışsınız.
Başak: Yurtdışındakiler için beklenmedik bir imaj oldu onlar için genel olarak.

Kaç ülke nereleri gezdiniz?
Başak: 4 ülke 6 şehir gezdik. Norveç’de Bergen ve Oslo’ya, İsveç’te Stockholm’a, Danimarka’da Kopenhag’a ve Hollanda’da Den Helder ve Amsterdam’a gittik.

Buraları neye göre belirlediniz? Tamamen buraları görelim diye mi düşündünüz?
Başak: Evet.

Peki sabah kalkıyordunuz ve ne yapıyordunuz?
Başak: İlk önce kahvaltı bulmamız gerekiyordu.
Irmak: Evet kahvaltı bulmamız gerekiyordu. Başak her şeyi yiyen biri olmadığı için.
Başak: Ben zaten kendim marketten alıp kendim yaptım kahvaltımı.
Irmak: Ben genelde her şeyi yiyen bir tip olduğum için Başak’a uyduk genelde. Çok zor olmadı ama kahvaltı bulmamız.

Sonra?
Başak: Sonra haritadan gezeceğimiz yerleri belirleyip ayrıca fotoğraf olarak nerede güzel flamayla fotoğraf çekilebileceğimize bakıp öyle karar verdik. Günü ona göre çizdik daha çok.

T-shirtler üzerinizde. Peki pankart açıp insanlara seslenebileceğini yerleri de meydanlar olarak mı belirlediniz?
Başak: Evet genel olarak kalabalık yerleri seçmek istedik. Orada ilgilerini çekiyor çünkü.

Ne kadar süre de bulundunuz o meydan da? Nasıl gelişiyor olaylar?
Irmak: Genelde aslında çok önceden planlamadık. Gezeceğimiz yerleri gün içinde planladığımız için çok saate göre belli bir plan yapmadık. Herhalde en çok en kalabalık meydan olan yerlerde zaman geçirdik diye düşünüyorum. Onun dışında müzelere çok gittik.
Başak: Norveç’te Oslo’da Organ Nakli Derneği paraşüt….

Para atan eden oldu mu size hiç? Hani müzisyenler ya da organ bağışı vs konusunda belki bir bütçeye ihtiyacınız olduğunu para toplamaya çalıştığınızı düşünen insanlar olmuş olabilir?
Irmak: Sokakta olmadı. Ama mesela bir oda arkadaşımız vardı Amerikalı. O sabah ayrılmadan önce sürpriz olarak bir notla küçük bir miktar para bırakmıştı. O mutlu etti baya.

Tabii insanların sizin organ bağışına gelecek olursak bu konuyla ilgili tutumları eminim ki Avrupa’da ve ülkemizde dahil olumlu. Ama genel olarak size karşı tutum bu anlamda nasıldı? İnsanlar bağışlamış mı bağışlamayı mı düşünüyor? Tam olarak bu gezdiğiniz yerlerde elinizde bir done oluşmuştur diye düşünüyorum. Bu konuda bilinç düzeyi nasıldı?
Irmak: Norveç’te Organ Nakli Derneği davet etti bizi aslında projemizi duyup. Onlarla konuşma fırsatımız oldu. Onlardan öğrendiğimiz kadarıyla oradaki bağış oranı çok daha yüksek Türkiye’ye göre.

Sizi ilk başlangıcı projenizin adımınızı böyle mi attınız? Bu dernekle iletişim kurdunuz mu?
Başak: Onlar biz gezerken iletişime geçti bizimle. Başladıktan sonra geçtiler.

Siz sosyal medya da görerek mi sizin nasıl gezdiğinizi fark ettiler?
Başak: Paylaşımlar aracığıyla görmüşler.

Şimdi peki sizin peşinizi bırakmazlar diye düşünüyorum.
Başak: Orada da bir dergi de çıkmışız. Hastanenin dergisinde çıkmışız.

Yabancı diliniz nedir?
Başak: İngilizce.

Asıl önemli olan geriye dönüşünüzde ailelerinizin size bakış açısı değişmiştir eminim.
Irmak: Tabi değişti diyebiliriz. Hala bazı konularda eleştiriyorlar ama ya da yapmamız gereken şeyleri söylüyorlar.
Başak: Onunla gurur duyuyorlar tabi ama onlarda aile olduğu için eksikleri konusunda daha uzun duruyorlar.

Ne gibi mesela?
Başak: Daha fazla paylaşabilirdiniz gibi.

Belki destek vermeleri gerekiyordu ordayken.
Irmak: Yok onlarda çok destek verdi aslında.
Başak: Onlarda çok destek oldular.

Organizasyonu daha büyüterek tekrar yapma düşünceleriniz var mı?
Başak: Seneye için plan yapmayı düşünüyoruz daha uzak destinasyonlara.
Irmak: Belki Güney Amerika olabilir.

Başak’ın biraz aile yaşantısında gezdiğini babasının annesinin gezgin olduğunu biliyorum. Zor bölgelere zor destinasyonlara gezdiğinizi biliyorum. Her zamanda ailece gittiğinizi biliyorum. Bunu yaptığında Başak zaten hali hazırda dünyayı gezebilen bir aileyle birlikte ve dolayısıyla seyahatlere alışkın. İtici güç olmuş olabilir mü bu projede bu gezme kısmında korkusuz olan taraf biraz daha hadi bunu yapalım diyen taraf ikinizin farklılığında bir yön açıkçası var mı böyle bir etkilenme?
Başak: O kadar uzak destinasyonları gittikten sonra Avrupa’nın bile en medeni şehirlerine gitmek o kadar da ürkütücü bir durum değildi benim için.

Nereleri gezdiğinizle ilgili ülkeler olarak bilgi verebilir misin?
Başak: En ilginçlerinden Tanzanya’ya gitmiştik. Orada çadırda kaldık. Her gün yıkanabiliyorduk ama 19 litre su tek sıcaklık onu da orada çalışanlar size suyu getiriyor onlar döküyor. Bu kadar bir yıkanma işlemiydi. Vietnam, Kamboçya çok ilginçti. Kamboçya’nın özellikle köy civarları değişik yerler. Japonya zaten kendi kendine ayrı bir ülke kendi kültürleri kendi disiplinleri. Güney Afrika insanlar mesela ürkütücü bir yer bekliyor. Afrika’daki İngiltere diyebiliriz duruş olarak gelişmişlik olarak. Tabi onlarında sıkıntıları var ama ona göre kurmuşlar. Bu kuzey gezisi ürkütmedi bir de yanımda bebeklik arkadaşım olunca.

Peki bir gezgin olur musun?
Başak: Evet hedefliyorum.

Irmak sen de var mı öyle bir gezginlik?
Irmak: Evet aslında ben de çok farklı ülkelere gitme şansım olmadı. Gerekirse maddi olarak gerekirse şartlardan ama Avrupa’nın çok büyük bir çoğunluğunu hatta gezdim diyebilirim neredeyse hepsini. Gerekirse ailemle gerekirse okulla. O yüzden bende daha önce çok gezmiştim. Hani bende de öyle gezerken bir çekingenlik olmadı bir korku olmadı. Yani rahattım yola çıkarken. Mutluydum heyecanlıydım.

Gelecekle ilgili düşüncelerinizi sadece organ bağışı olarak mı gider farklı kafanıza takılan çevresel sorunlardır farklı şeylerdir var mı? Etkilendiğiniz eylemler vardır dünya üzerinde. Bizde bunu yapabiliriz diyeceğiniz. Onlardan bahseder misiniz?
Irmak: Aslında farklı sosyal sorumluluk projeleri yapmayı düşünüyorduk bir sonraki seyahatimizde. Ama organ bağışı çok dikkat çektiği için aynı zamanda ama çokta emin olamadık acaba onla devam etsek mi yoksa başka bir şeye mi başlasak diye. Tam kesin bir kararımız yok şu an aslında.

Kadına şiddet, çocuk tacizleri konunuz olur mu?
Irmak: Evet.
Başak: Gittiğimiz ülkeye göre de karar verebiliriz. Hem o ülkede hem…

Çünkü çok ulusal bir problem maalesef. Medeniyetle de bazen alakası olmayan bir düzeye ulaştı aslına bakarsanız. Hemen hemen her yerde mobbing var zaten şu anda. Sokaklarda kullanılan taciz oranı veya cinayetler bizim ülkelerimiz gibi gelişmekte olan ülkelerde fazla ama New York’ta da var her yerde yaşanabiliyor. Belki buna dikkat çekebilir misiniz diye aklıma geldi.
Irmak: Çünkü aslında bizi şaşırtan şey oldu. Kuzey Avrupa hep daha gelişmiş ya da daha medeni insanların olduğu yer sonuç olarak ama orada bile taciz oranları baya yüksekmiş. Oradan duyduğum kadarıyla.
Başak: Oda arkadaşımız falan uyarmıştı. Herhangi bir taciz anında mesela yumruk atmazsanız. O taciz için şey de bulunamıyormuşsunuz.
Irmak: Taciz olarak sayılmıyormuş.

Bizim buralardan aklınızda kalan nüanslar olur anılar olur var mı seyahatinizle ilgili?
Irmak: En çok sohbet ettiğimiz aslında oda arkadaşımız Amerikalıydı. Amerikalı bir gezgindi hatta. O da dünyayı geziyordu. İşini bırakmış.

Kaç yaşında?
Başak: Otuzlu yaşlarındaydı.
Irmak: Çokta konuşmayı seven biriydi. Sohbet ettik. Birçok ülkeye gitmesine rağmen Türkiye’ye gitmemişti. Bazı sorular sordu. Gerekse politikayla ilgili gerekse ülkeyle ilgili.

İkna ettiniz mi onu Türkiye’ye gelmeyle ilgili?
Irmak: Evet. Türkiye’ye gelmeye karar verdi.

Peki sizin gelecekte dikkat çekmek istediğiniz konular içinde neler var?
Irmak: Tam olarak emin değilim ama hayvan haklarıyla ilgili bir şey yapmayı düşünüyordum. Sırf insan üzerinden gitmektense belki de…
Başak: Evet onu bende istiyordum. Değişik canlılar. Çevre olabilir, hayvan olabilir.

Daha niş şeyler araştırıyorsunuzdur var mı? Daha farklı bir şey daha yaratıcı bir şey çıkar mı sizden?
Irmak: Çıkar.
Başak: Çıkar bence. Şu an pek imkânımız olmadı. Irmak İzmir’e geri döndü. Ben zaten üniversite sonucu açıklandı tercih yaptım. Bugün sonuç açıklanacak işte.

Nereye istiyorsun?
Başak: Koç Psikoloji istiyorum.

Nasıl? Umut var mı?
Başak: %100 olacak zaten de yine de açıklansın.

Burs mu yarım burs mu?
Başak: Burs yok. Koç’un bu sene burslarla ilgili bir kesintiye gitmiş diye duydum. Mecbur ücretli oluyor.

Annelerinize dönelim. Anne sizde bir rol model oldu mu?
Başak: Evet annem ayağındaki durumdan dolayı sporlu aktivitelerle o kadar arası olan biri değil ama yazar, çizer, kendi için uğraşır, dünya için bir şeyleri değiştirmeye çalışır bunu illa bizim yaptığımız gibi gezmek değil onun küçük küçük yaptıkları da insanlar da dikkat çekiyor. Cesaret veriyor öyle biri böyle şeyler yapınca. Etkiliyor yani annem.

Yani annenin özürlü olarak bunları yapıyor olması daha çok dikkat çekiyor ve bu seni çok etkiliyor.
Başak: O bunu hiç engel olarak görmüyor. O bunu engel olarak görmüyorsa ben neyi engel olarak görebilirim ki şu şartlar içinde.

Annenin sonradan olan bir kaza mı doğuştan mı?
Başak: Yok 6 aylıkken çocuk felci olmuş.

Annenin bir rol model durumu var. Peki babanı bu anlamda mesleği dışındaki kendi karakterindeki birtakım özellikleri rol model aldın mı?
Başak: O zaten küçüklüğümden beri rol model yani. Gezmek olsun. Ben küçükken annemle giderlerdi. Çok küçükken. Beklerdim yani oradan ne anlatacaklar ne yapmış olabilirler. Tabi çok mutlu beklemezdim.

Kaç yaşında gezmeye başladın onlarla?
Başak: Ben 2. sınıfta başladım. Hedefim 20’de 30 ülke olması. Umarım olacak.

Irmak sende nasıl anne figürü?
Irmak: Benim annemde zaten onlar çok eskiden beri arkadaşlar biz doğmadan önce. Benim annem de mesela gençliğinde dağcılıkla uğraşıyormuş çeşitli sporlarla. O anlamda yani spor anlamında bana çok cesaret veren bir insandı. Onun dışında annemde jeoloji mühendisi ama hep böyle keşke daha sözel bir bölüm de okusaydım falan der. Hep yazar çizer ya da kendince sosyal medya olsun farkındalığı attırmakla ilgili hatta daha çok politikayla ilgileniyor şu an ama. Öyle yani annemde bir rol model oldu bana diyebilirim.

Aileleriniz dışında bir idolünüz var mı? Çok yakınınıza biri var mı?
Başak: Herkesin farklı bir özelliğini idol alınca herkesi toplayacak bir kişi...
Irmak: Öyle çok yakınımda her şeyiyle idol aldığım biri yok sanırım.

Paraşütle atlama işi nereden çıktı?
Irmak: O Başak’ın fikriydi.
Başak: Bu geziyi taçlandırmak istedik diyebiliriz. Pankart açmayı herkes yapar da bu biraz fazlasıyla cesaret istiyordu atlamak. Söyleyince Irmak’ta baya heyecanlandı. Dedim biz yaparız bunu.
Irmak: Hep ilgilendiğim baktığım bir konuydu ama hiç kendimin yapacağını düşünmemiştim.

Nereden atlıyordunuz?
Başak: Hollanda’da Den Helder’de uçaktan atladık.

Paraşütsüz atladınız?
Başak & Irmak: Evet.

Nasıl oluyor paraşütsüz atlamak?
Başak: Uçuyorsunuz 40 saniye. 40 saniye kadar hani herhangi hiçbir şey yok. Kanat sistemi gibi bir şey yok. Hiçbir şey açılmadan 40 saniye uçuyorsunuz 3.000 metreden 1.500 metreye kadar yaklaşık.

Daha sonra ne oluyor?
Başak: Sonra paraşüt açıp iniyoruz.

Bunun için eğitim aldınız mı?
Irmak: Çok küçük birkaç şey söylediler tabi. Ama tabi tek başınıza bırakmıyorlar. Arkanızda da eğitmen oluyor.

Bunun bir bedeli var. Ne kadar?
Başak: 1.200 TL oldu kişi başı.

Bu gezinizde bu da dahil mi?
Başak: Bu Organ Nakli Koordinatörleri Derneği (ONKOD)’nin sponsorluğuyla karşılandı. Kendi bütçemizle çıktık harçlıklarımızı biriktirerek öyle olunca o biraz bizi aşıyordu.

Belki burada yine pankartlarla Tahtalı’dan paragliding yapabilirsiniz.
Başak: Zaten şey oldu. Yasaktı zaten flamayı şey yapmamız. Ben onu şortumun kenarlarına sokuşturdum. Irmak dedi ki fotoğraf çekinebilir miyiz? Adamların yüzündeki şok… Sen bunu neden çıkardın bakışı vardı.
Irmak: Flamayı çıkarmaya başlayınca bir dehşete düştüler ama.

İnsanlık için çalışabileceğinizi hiç hayal etmiş miydiniz?
Başak: Benim 4 yaşından beri hayalim. Volunteering programları oluyor Güney Amerika’da ve Afrika’da. Onlar benim 4 yaşından beri hayalim katılmak. Bu Irmak’la olunca bir başlangıç oldu.

Irmak sende Başak’ın sürüklemesi mi var biraz yoksa sende de var mı?
Irmak: Yok hayır. Ben de çok istiyordum. Sadece mesela İstanbul’a gittiğimde arkadaşlarımın arasında çok yola beraber çıkabilirim diyebileceğim biri yoktu aslında. Ama Başak’la olunca yavaşlatmayacak ya da korkusuz bir takım arkadaşı.

Yalnız yapılır mı bu iş?
Irmak: Aslında yalnızda yapılırdı ama sadece iki kişi yapmak istememizin nedeni daha keyifli olması diyebiliriz. Sonuçta çok yakın bir arkadaşınızla beraber seyahate çıkmak.

Dünyaya yine gelseniz yine kadın olmayı mı seçerdiniz?
Başak: Ben seçerdim.
Irmak: Ben de seçerdim.

Erkek olsaydık bu projeyi daha farklı yapardık daha rahat ederdik dediğiniz hiç oldu mu?
Irmak: Belki aslında Türkiye’de bir yola çıkmış olsaydık çok büyük bir ihtimalle söylerdik. Çok zorluk çekecek bir şeye rastlamadık.
Başak: Kuzey Avrupa’da çok medeniler bunu söylemek için.

Hatta kadın olduğunuz için daha pozitif bir ayrımcılık bir ilgi olmuş olabilir diye düşünüyorum.
Başak: Desteğe daha açık görüyorlar öyle olunca da destek olmak için daha büyük çaba harcıyorlar.

Sizin aslında bir aile olduğunuzda gelecekteki Irmak ve Başak’ı düşünmenizi istiyorum. Düşündüğünüz zaman sizin belki de çocuklarınızı aynen anne babanız sizi nasıl yönlendirdiyse aslında onlar sizi yönlendirmeden siz kendinizi yönlendirmişsiniz. Sizin düşünceleriniz içerisinde bu türden şeyler hiç var mı anne olmak kadınlığa dair yaşamak istediğiniz duygular içerisinde bazı insan vardır ki geziyim gezgin olayım sırt çantamla der. Siz bir ailenin ürünüsünüz ya merak ettim.
Irmak: Açıkçası pek anne olma duygusunu ben pek düşünmedim ama daha çok gezgin olmak veya…
Başak: Ben zamanı beklemeyi tercih ediyorum.
Irmak: Özellikle sosyal medya da ya da National Geographic gibi kanallar olsun dergiler de ben çok gezginleri ve outdoor sporcularını özellikle çok takip eden biriyim. Kendim yapabildiğim kadarıyla bazı outdoor sporlarıyla ilgileniyorum.

Neler mesela?
Irmak: Snowboard yapıyorum çok severek. Mountain bike yapıyordum.
Türkiye’de mi yapıyorsun snowboardu yurt dışında yapıyor musun?
Irmak: Yurt dışına da gittim Türkiye’de yaptım.

Gezginlik fikri olduğu için soruyorum. Türkiye’de şurayı mutlaka görmek isterim gezmek isterim dediğiniz neresi var?
Başak: Güneydoğuyu görmek isterim. Mardin’i özellikle görmek isterim.
Irmak: Büyük ihtimalle evet. Gitmediğim. Güneydoğuyu gezmek isterim.

Peki dünyada? Paran olsa şu anda?
Irmak: Güney Amerika’da bir ülkeye giderdim.
Başak: Malezya, Endonezya veya Güney Amerika.

Paraşütle atlayınca ne elde ettiniz? Sizce kendinizi mi tatmin ettiniz yoksa düşündüğünüz sosyal amaca ulaştınız mı?
Irmak: Açıkçası onu da yapınca daha da dikkat çekti bence projemiz. Özellikle arkadaşlarım baya ilgilendi çok soran arayan oldu. Ama onun dışında kendimiz içinde çok büyük bir şey. Bunu tecrübe etmek herkesin yaptığı bir şey değil. Kendimize özgüvenimiz de geldi. 

İlk başta ailelerinizin size bakışı değişti mi sorusundan kastım oydu. 3.000 metreden paraşütsüz atlamış Irmak’la henüz atlamamış Irmak mutlaka fark etmiştir onlar için.
Irmak: Annem aslında sanırım yapabileceğimi çokta düşünmüyordu. Annem bu düşüncenin çıkmasını bekliyordu ama sanırım uçaktan geri dönebileceğimi bile düşünüyordu. Çünkü annem kendisi de dağcılık yaptığı için mesela bende küçükken biraz yükseklik korkusu olduğunu fark etmiş.  Şimdi diyor ki yükseklik korkun yok mu nasıl atladın.
Başak: Benim annem bilmek bile istemedi. Atladıktan sonra arayıp söyledim.
Irmak: Babam da zaten ilk başta böyle nasıl yapacaksınız falan dedi. Yaptıktan sonra aradım ah keşke bende atlasaydım dedi babamda.

Antalya Kadın Müzesiyle ilgili ne düşünüyorsunuz?
Irmak: Arkadaşımla yaptığımız bu Kuzey Avrupa gezisi ve Skydive atlayışı için Antalya Kadın Müzesi ile konuşma yapmak benim için yararlı oldu. Özellikle Antalya Kadın Müzesi gibi bir oluşumun bana destek olması beni çok sevindirdi. Çünkü bu çok uluslararası bir kuruluş ve aynı zamanda diğer hani diğer haber kanallarının dışında kalıcı bir röportajımızın ve videomuzun olacak olması çok sevindirdi beni.
Başak: Organ nakline farkındalık yaratmak için çıktığımız Kuzey Avrupa turu ve Skydive için Antalya Kadın Müzesi bizi çağırdı. Bizi çağırmış olmaları bir kadın olarak desteklemeleri ulusal bazda bizi yaşımızla şey yapmayıp yaptıklarımızla kale almış olmaları bizi çok mutlu etti. Çünkü bir kadın olarak bu ilgiyi hani sık sık görebildiğimiz ülkeler kısıtlı ve yaptıkları destek bizi çok mutlu etti.
IRMAK SANCAR - BAŞAK YÜCETİN