MÜNCİYE ÇAVUŞOĞLU
Görüntülenme: 3237

MÜNCİYE ÇAVUŞOĞLU

HAVACILIKTA İLK KADIN TEMSİLCİMİZ
Söyleşiyi Yapan: Huriye Beken ve Tuğçe Ük
Yer: Konyaaltı Caddesi
Tarih: 01.07.2015

Galeri

Söyleşi

Münciye Çavuşoğlu kimdir?
1953 yılında Konya’da doğdum. Dedem Konya’nın sayılı zenginlerinden biriydi. Turistik Saray Oteli’nin sahibiydi. Babamlar dedemle birlikte çalışıyorlardı. THY Konya’ya ofis açmaya karar verince dedemin Konya’nın ileri gelenlerinden olmasından dolayı eleman bulmak için dedemden yardım istiyorlar. Bu vesileyle babam THY’de çalışmaya başladı. 1960 ihtilali olunca babamı da Antalya’ya tayin ettiler: 6 yaşındaydım. Eğitim hayatıma Dumlupınar İlkokulu’nda başladım. Daha sonra Antalya’nın tek ortaokulu olan Merkez Ortaokulu’na devam ettim. Yanımızda da Antalya Ticaret Lisesi’nden Meslek Dersleri Öğretmeni Zeynep Hoca oturuyordu. Onun ısrarlarıyla Antalya Ticaret Lisesine yazıldım. Ticaret lisesinde iki sınıf vardı. Sınıfta dört kızdık. Okulda da en fazla 10-12 kız vardı. Ticaret lisesinde muhasebe, daktilo dersleri aldım. Hocalarımla aram çok iyiydi. Muhasebe Hocamız Süreyya Hanım beni çok sever, hala da görüşürüz. Konya’da dedemin bahçeli kocaman evi vardı. En kısa tatilde bile babama çocukları buraya yolla derdi. Ağaçların tepesinde, bahçelerde çok güzel bir çocukluk geçirdim. Ev gezmesini çok sevmem. Sıkılınca yurtdışına tur ayarlıyorum. SKAL’ın sık sık yurtdışında toplantıları oluyor. Bu geziler 10 günü geçmez. Benim evim çok önemli, evde oturmayı çok seviyorum.

İş hayatına nasıl başladınız?
15 yaşında Lise 1’deyken Pegasus Turizm’de çalışmaya başladım. Sabah okula gidiyordum öğlen okuldan çıkıp işe gidiyordum. Lise bitene kadar 3 sene Pegasus Turizm’de çalıştım. Lise bittiğinde Türkiye’de anarşinin başladığı bir dönemdi bu yüzden babam “Seni üniversiteye yollamayacağım, sokaklarda adamlar öldürülürken seni gönderemem” dedi. Fakat ben okumak konusunda inatlaştım. Böylece, devam mecburiyeti olmayan Adana İktisadi Ticari Bilimler Üniversitesi’ne kaydoldum. Bu dönemde Antalya Müzesi sınav açmıştı. Antalya Müzesi’nde devlet memuru olarak çalışmaya başladım.

THY’de işe başlamanız nasıl oldu?
Müzenin açılışı oldu. Babam, Güray Bey ile THY’de İstasyon Şefi olarak çalışıyordu. Antalya Müzesi Balkanların en büyük müzesiydi. Babam ve Güray Bey ziyarete geldiler. Müze Müdürü Tanju Bey benim rehberlik yapmamı istedi. THY Satış Müdürü Ömer Feza Nevsuhan da ziyarete gelenlerdendi. Gezdirirken devamlı sorular sorarak beni konuşturuyordu. Tam kapıdan çıkarlarken Ömer Bey “neden THY’de işe girmedin de burada çalışıyorsun?” diye sordu. Ben de “ben istiyorum ama babam istemiyor” dedim. Ömer Bey de “peki o zaman biraz daha taşları seyret daha sonra uçakları seyredersin” diyerek gittiler. Kısa zaman sonra THY’den telefon açtılar: “THY’ye tayinin çıktı hemen bir devlet hastanesinden sağlık raporu al yolla” dediler. Müzeden istifa edip 1973’te THY’ye başladım. 1988 yılında şef oldum. 1990 – 2005 yılları arasında da müdür olarak çalıştım.

THY’de çalışmak nasıldı?
THY’nin tam gelişme zamanlarıydı. Cem Kozlu döneminde müdür oldum. Cem Kozlu muhteşem bir adamdı, çok güzel çalışıyordu. İnsana çalışma hırsı veriyordu. O zamana kadar hep paşalar genel müdür oluyordu. Paşalar aldıkları eğitim disipliniyle çok ciddilerdi, selam bile vermezlerdi. Daha sonra Cem Kozlu Genel Müdür olunca süper geldi. THY’de ilk girişim adımlarını atan kişiydi. 01 Eylül 1990 yılında müdür olmuştum. 1990 senesinde haftada 4 İstanbul seferi, 2 Ankara seferi vardı. Bıraktığımda günde 16 – 17 sefer vardı.

Nasıl bir müdürdünüz?
THY’de çok güzel müdürlük yaptım. Ekibim çok iyiydi, bana çok bağlılardı. THY çalışanlarına ücretsiz bilet hakkı verdiği için hangi personelim müsaitse yurtdışına beraber giderdik. Hala havalimanına gittiğimde bir bakıyorum hepsi etrafımda oluyor. Çok mutlu oluyorum. Müdür olduğumda iki ay boyunca çiçek gönderdiler. Her gün duyan tebrik çiçeği gönderiyordu. Çiçekler geldikçe çok duygulanıyordum. Sekreterime sarılıp ağlıyordum. Sekreterim aynı zamanda en yakın arkadaşımdı. Teftiş gelirdi. Bayan muhasebe müdürü ile öğle yemeğine götürürdük.  “Siz bu düzeni nasıl kurdunuz? Teftişe gelenlerle beraber çıkıyorsunuz, çok samimi iki arkadaşsınız ama iş yerine dönünce memur müdür oluyorsunuz nasıl kurdunuz bu dengeyi?” diye sorardı. Çalışanlarımla içeride müdür dışarıda arkadaştım. Bu durumu suiistimal eden olmadı.

2005 senesinde THY’den emekli olduktan sonra çalıştınız mı yoksa artık bu kadar iş hayatı yeterli mi dediniz?
Hep emekli olduktan sonra evde oturabilirim diye düşünmüştüm. Fakat sadece 6 ay evde oturabildim. Bir arkadaşım spor salonu açmıştı. İsteği doğrultusunda spor salonunda düzen kurmak için onunla bir süre çalıştım. Ebru Türel de cilt bakımına geliyordu. Menderes Türel Başkanla yıllardan beri olan arkadaşlığımız sayesinde Ebru Hanım ile de dostluğumuz oldu. Bu arada babam vefat etti, spor salonundaki işi bıraktım. Ebru Hanım işi bıraktığımı öğrenince Ajans Form’da çalışmam için ısrar etti. Fakat benim matbaacılık hakkında hiçbir fikrim yoktu, babam daha yeni vefat etmişti, bir süre çalışmak aklımda yoktu. Ebru Hanım istediğim zaman çalışmaya başlayabileceğimi ve işlerde bana destek olacağını söyleyince kabul ettim. Evde oturmaktan sıkılınca 23 Nisan 2007’de Ajans Form’da işe başladım ve hala çalışıyorum.

İş ilişkileriniz nasıldı?
Yusuf Hacısüleyman ve eşi ile yıllardır çok iyi dostuz. Acente için sertifikalı adam arıyorlardı. O zamanlar acente olmak çok zordu. İkinizi birden kursa göndereyim, kendinizin sertifikası olsun dedim. Alanya’da kurs açılmıştı. Serap Hanım ve  Yusuf Bey kursa gitti sertifikalarını aldılar acentelerini açtılar. Yusuf Bey çok iyi bir otelcidir. THY’de çalışırken Türkiye’nin THY biletini satan bütün acenteleri Antalya’da ağırlardık. Genel Müdürümüz Yusuf Bolayırlı bütün aktiviteleri Antalya’da yapmak isterdi. Acente 500 kişi getirir, ağırlarız. O zamanlar Yusuf Hacısüleyman Aquamarine’de çalışıyordu. Birlikte çok güzel organizasyonlar yaptık. İsrail’le bir sürtüşme olurdu hemen İsrailli acenteleri getirir burada ağırlardık. Onlara bir yat turu düzenlemiştik. Sahil Güvenlikle hemen iletişime geçtik. İsraillilere Türkiye’nin güvenli olduğunu göstermek için yat turu sırasında sahil güvenlik botla gelip kontrol etti. İsrailliler çok mutlu oldu.

THY’de çalıştığınız dönemde kadın olarak çalışan kaç kişi vardı?
1973’te ilk işe başladığımda 3 kişiydik. Çok kalabalık bir kadro yoktu. THY çalışan olarak kadınları daha çok tercih ediyordu. Özellikle bankoda kadınların olmasını istiyordu. Asker kızları çalışan çok vardı. Onların şefliğinden 10 – 15 sene şef olamamıştık. Bizim zamanımızda asker çocukları çok popülerdi. İlerleyen yıllarda da erkekler çoğunluktaydı fakat kadın çalışanların sayısı az değildi.

Müdür olduktan sonra kadınların işe alımında etkili miydiniz?
Cinsiyet ayrımı yapmadım. Kim o işi yapabilecekse onu seçtim. Fakat Camel Tour’a bir çok kadın eleman buldum. Çevremdeki kadınları yönlendiriyordum. Sekreterim, Muhasebe şefim kadındı. Erkek bir muhasebe şefi vardı. Pek anlaşamıyorduk, yurtdışına gitti. Hemen kadın çalışanı müdür yaptım.

Seyahat eden kadınların sayıları yüksek miydi?
Eskiden herkes kocasıyla seyahat ederdi. Yalnız binen yoktu. Antalya’da daha çok erkekleri tanırım. Eşleri ile pek tanışmadım.

O zamanlar Antalya’da sosyal yaşam nasıldı?
O zamanlar gün toplantıları vardı. Babamın çok güzel bir ekipleri vardı. Biz mesela çocukken Yenikapı’da oturduğumuz için babam akşamları işten geldiğinde ofisteki arkadaşlarıyla anlaşırlardı. Biz hemen ne varsa toplar Karaalioğlu Parkına gider orada piknik yapardık.  Hafta sonları denize giderdik. Yazları Lara’ya taşınırdık. Oradaki arkadaşlıklarımız çok güzeldi. O zamanki komşuluklar çok farklıydı. Annemin kalça kemiği kırılmıştı üç ay yattı. Üç ay boyunca bütün komşular sırayla gelir evin temizliğini yapıp yemek hazırlayıp giderlerdi. Gece gündüz sokakta oyun oynardık. Çok rahat büyüdük. Babam kardeşimle bana çok güvenirdi. Hatta annem bu kızlara çok yüz veriyorsun diye kızardı. Lisede okurken erkek arkadaşlarımız gelip evden alırlardı. Beraber basket, voleybol maçlarını izlemek için stadyuma giderdik. Sanırım herkes birbirini tanıdığı için çok rahat çocukluk ve gençlik dönemi geçirdik. Şuraya gitme, buraya gitme demediler. Ki zaten öyle kısıtlanmaya gelecek yapıda biri değildim. Hala da değilim. Kocama da sormadan şuraya gidiyorum diyip giden bir insanım. Eskiden Konya’da izlediğim bir film 2 yıl sonra Antalya’da gösterime girerdi. Ortaokuldayken Konya’da konserine gittiğim bir sanatçı çok sonra Antalya’ya gelirdi. Günümüzde Antalya çok yol kat etti.

İşe başladığınız dönemde kadın olmanızdan dolayı tepki aldınız mı?
Eşim veya çevreden olumsuz hiçbir tepki almadım. İşten gece 10.00’da çıkardık. Karaalioğlu Parkı içerisinde Ziraat Bankasının lojmanları vardı. İş arkadaşım Emine Hanım orada otururdu. Biz de Pali Bahçesinde otururduk. İşten çıkardık, yürüyerek eve giderdik. Ne biri laf atardı ne de rahatsız ederlerdi. Yürürken sadece “Yarın uçak var mı?” “Yer var mı?” diye sorarlardı. Zaten ben ev gezmesi bilmiyorum. Cumartesi Pazar evde olunca sıkılıyorum hemen pazartesi olsun işe gideyim diye bekliyorum. Evde oturup boş boş televizyon da izleyemiyorum. Ya örgü örüyorum ya da kitap okuyorum. Çalışmayı çok seviyorum.

Günümüze bakınca bir kadının çalışmasından, kendini göstermesinden rahatsızlık duyan bir kesim var. O zamanların Antalya’sı daha modern ve daha rahat diyebilir miyiz?
Biz hiç öyle şeyler yaşamadık. Anlattığım gibi eskiden gece 10.00 Antalya için çok geç bir saatti. 10.00’da sokakta fazla insan olmazdı. Biz çok rahat iki kız evimize dönerdik. Günümüzle kıyaslayınca biz çok daha korkak çekimser davranıyor olabilirdik. Şimdiki nesil çok daha rahatlar. Şimdi bakıyorum akşam zifiri karanlık olunca eve dönerken hızlı yürümeye başlıyorum. O zamanlar öyle bir şey yoktu. Herkes bizi tanıyordu, biz herkesi tanıyorduk. Bir gün arkama birisi takıldı. Ben gidiyorum o geliyor. Tabi bu beni çok korkuttu. Okuldan arkadaşımın akrabası karşı kaldırımdan yürüyormuş. Ama korkudan farkında bile değilim. Korktuğumu anlayınca yanıma geldi “Korkma sen yürü, ben arkandan yürüyeceğim, merak etme” dedi. Ki daha önce hiç selamımız bile yoktu sadece okuldan biliyormuş. Benimle ofise kadar yürüdü. Eskiden insanların böyle koruma iç güdüleri vardı. Çok daha rahat dolaşıyordunuz.
 
Çalışırken aynı zamanda anne olmak nasıldı?
Bizim zamanımızda çok zordu. Allahtan annem vardı. Şimdi yardımcılar var. Eskiden Antalya’da yardımcıyı nerede bulacaksın? Öyle devamlı gelip gidecek birini bulmak zordu. Şimdi her şey çok kolay. Çocuklara annem ve kız kardeşlerim baktı. Doğum iznimiz 45 gün önce ve 45 gün sonraydı. Her iki çocuğumda da doğum öncesi raporu aldım. Birinde 17 gün sonra birinde 15 gün sonra doğurdum. Bu kalan günler doğum sonrasına aktarılamıyordu. Çocuklar 40 günlükken anneme bırakıp işe başlamıştım. Çalışmayı çok seviyordum fakat annem olmasaydı işi bırakmak zorunda kalabilirdim. Her iki çocuğuma da elimden gelenin en iyisini yapmaya çalıştım. Boş olduğum her gün her an çocuklarımla bir şeyler yapmaya çalıştım. Biraz akılları ermeye başladıktan sonra çocuklarımla baş başa bir hafta tatile gittim. Baba hafta sonu geliyordu. Çocuklarımla hala arkadaş gibiyiz.

Antalya’da yaşamaktan mutlu musunuz?
Çok mutluyum. Dünya’nın en güzel yeri,  en güzel şehri. Dünya’da hiçbir yere değişmem.

Antalya’da kadın olmak nasıl?
Çevremde hiçbir zaman bir kısıtlama, bir yasaklama görmedim. Okulda da okurken hep erkek arkadaşlarımla bir aradaydım. Pantomim geceleri düzenledik. Bunun için sanat okulunda çalıştık. 3 tane kızsak 5 tane erkek vardı yanımızda. Antalya’da yaşayan bir kadın olduğum için mutluyum. Müdür olduğum zamanlar her yere tek başıma gittim. Kimse hiçbir zaman dedikodumu yapmadı. Turizm toplantılarına giderdim. Bir Kemer turizm müdürü bir de ben kadın olarak protokolde olurduk. Geri kalan herkes erkekti. Kimse küçümsemedi, hor bakmadı, bilakis saygılılardı.

Kendinize rol model aldığınız biri var mıydı, çalışmaya teşvik eden?
Çevremde çalışan kadın yoktu. Herkes evdeydi. Zeynep Hocam, Süreyya Hocam çok etkili oldu. Süreyya Hocam hep “Sen iyi yerlere geleceksin, sen akıllı bir kızsın” derdi. Hatta eşime bir gün “Bu kadın bir yere gelecek bunu sana söylüyorum” dedi. Yıllar sonra Sheraton Oteli’nin açılışında karşılaştık. “Hocam ben THY Müdürü oldum” dedim. Güvenini boşa çıkarmadığıma inanıyorum. Okul yıllarımda da hep okulu yönetmeye çalışırdım. Kim ne yapacaksa gelip bana söylerdi ben yetkili kişiye iletirdim. Karne zamanı karneleri ben yazardım. Annemler gezmeye giderdi, en büyük abla olarak kardeşlerime bakardım. Bütün bunlar sahiplenme ve otorite kurmama neden olduğunu düşünüyorum.

Rotary, SKAL serüvenleriniz nasıl başladı?
Yaşar Sobutay da Kaleiçi Rotary’nin kurucusuydu. Yaşar Bey ile çok eskiye dayanır arkadaşlığımız. 1990’da Güven Lüleci aradı. Bir dernek kuruyoruz seni de aramızda görmek isteriz diye. Rotary’e girişim böyle başladı. Aspendos Rotary olarak Antalya’da 3. Kulüptük. 1990’da beri Rotaryenim. Uzun yıllar yönetimdeyim. 3 sene başkanlık yaptım. SKAL’da Salih Çene bir gün geldi beni onur üyesi yapmak istediklerini söyledi. 1990’da onur üyesi olarak başladım, daha sonra normal üye oldum. Salih Çene’nin başkanlığı sırasında bir yemeğe gittik o sırada yönetim kurulu üyeliğini teklif ettiler. O şekilde yönetime bir girdik şu anda da başkanım. Başkanlıkta 2’inci senemdeyim. Dernekleri çok seviyorum. Özellikle SKAL’ı seviyorum. Daha keyifli bir dernek. Uluslararası bir dernek olduğu için dünyanın her yerinden arkadaş edinebiliyoruz. Belek’te SKAL ormanı yaptık. Yeni projemiz olarak otellerdeki kırlangıç yuvalarını yıktırtmıyoruz. Bununla uluslararası proje yarışmasına girdik. Sabun projemiz var. Otellerde kullanılıp kalan küçük sabunları toplayarak Gaziantep’teki sabun fabrikasına göndererek yeniden sabun yapılıyor. Bu yeni sabunları da cezaevlerine, çocuk bakim evlerine dağıtıyoruz. 50 – 60 öğrencinin eğitimine destek oluyoruz. Güzel projeler ortaya çıkıyor.
 
Genç kadınlara ne gibi tavsiyelerde bulunmak istersiniz?
İlk önce doğru olacaklar. Kendileri için ne doğru ise sonuna kadar arkasında durmalarını tavsiye ediyorum. Araştırmacı olmalılar. Mesela biri bana o caddeden kesinlikle geçme derse, o caddeden bir kere geçmem lazım, ne var o caddede öğrenmeliyim. Kendi görüşüm, deneyimim olmadan kolay kolay kimsenin dediğine ikna olamıyorum. Bir erkektense bir kadının lafına daha çok güvenirim. Erkek o caddeye gitmemem için öylesine demiştir. İnsanın taşları baştan düzgün koyması gerekiyor. Ayrıca bütün kadınlar okumalı ve mutlaka çalışmalı. Kim ne derse desin kadınların olduğu yer çok daha düzgün oluyor. Kadınların iş hayatında çok daha başarılı olduklarına inanıyorum. Çalışan kişinin kendine özgüveni oluyor. İlkokul mezunu, eve yardıma gelen bir kadın vardı. Nasıl güzel işini yapıyor, iki çocuğunu da okula gönderip okuttu. Evini aldı, arabasını aldı, eşini yönlendiriyor. Ben akıllı kadınları severim. Kadının kendine güveni olmalı, akıllı olmalı, hiçbir zaman erkeklere kendilerini ezdirmemeliler. Çok kız çocuğunun okumasını sağladım. Eve yardıma gelen kadının kızı, ağabeyleri tarafından okula gitmesi engelleniyordu. Gidip okuyacak diye direttim. Formasını, kitaplarını aldım okula gönderdim. Ortaokul, lise, üniversite bitti. Okuma konusunda çok hassasım. Dernekleri, kulüpleri bu yüzden çok seviyorum. Bir sürü çocuğun okumasına vesile oluyor.
MÜNCİYE ÇAVUŞOĞLU